Hayatım boyunca kimseyi ağlayarak Allah'a şikayet etmedim. Fakat bugün ilk defa birini Allah'a şikayet ettim. Beddua etmedim ama Allah'a da onu koru demedim. Bir zamanlar onu koruması icin dua ederken simdi onu koru diyememek.... Çıkmadı ağzımdan o iki kelime: Allah'ım "onu koru"....
O kadar kırıcıydı ki yapılan, bugun neler yaşadığını, nasil stres olduğunu bilmeden fakat bile isteye kırmak için yapılanı görmezden gelemiyor bazen insan. Sen orda berbat bir gun geçiriyorsun ama o seninle alay eder gibi seni kiracak hamle yapiyor, basta idrak edemiyorsun ama sonra... Bir insan buna nasil aglamasin ? Nasil canı yanmasin ? Iste bu yüzden Allah'a, yarattığı bir kulu icin bir baska kulu ağlayarak içini döküyor... Bu kadar rahatlayacağımı bilmiyordum. Allah'ın beni görüyor ve duyuyor oluşunun verdiği o muazzam hissi anlatamam. Kırılan kalbini Allah'a anlatmak, onunla dertleşmek, bence dünyadaki en iyi içini dökme yöntemi. Biliyorsun cunku Allah'ın nasil canının yandığını bildiğini....
Allah kimseyi secdede ağlayarak dua edecek kadar canini yakan biriyle karsilastirmasin. Dilerim ki ben de birini beni Allah'a bu şekilde şikayet edecek kadar kırmam çünkü biliyorum ki kırık kalbin ahını kaldıramaz insan bir ömür.
"Seni kaybetmek o kadar çok korkuyorum ki Milena. Bazen düşünüyorum da eğer gerçekten insanlar mutluluktan ölebilselerdi benim çoktan ölmüş olmam gerekecekti."
"Felsefi açıdan bakarsak, bu konuya Arthur Schopenhauer ilginç bir yorum getirirdi: Haz bazen pozitif bir kazanımdan çok, bir eksikliğin geçici olarak ortadan kalkmasıdır. Eksiklik geri geldiğinde kişi bunu daha yoğun hissedebilir."
Neyi özlemiştim? Seni özlediğimi söyleyip duruyorum. Sürekli senden bahsediyorum ama bazen doğru olan bu değilmiş gibi geliyor. Anılarımızı özlediğimi düşünüyorum. Bilmiyorum. Senin yanında hissettiğim duyguları özlüyorum, sanırım en doğru tabir bu olacaktır. Hiç bir şeyi dert etmeden sadece gözlerim seni bulduğunda oluşun mutluluk hissini özlüyorum. Bu kadar kolay mutlu olabildiğim zamanlar ne kadar da değersizleştirmişim diye düşünüyorum. Anılarımızı düşündükçe gelen o sırıtışım beni ele veriyor. Hala özlüyorum ve o anlarla mutlu olabiliyorum. Mutluluk bu kadar zorlaşacağını bilseydim gitmene hiç izin verir miydim? Geri alamayacağım şeylerden nefret ediyorum. Keşke demekten nefret ediyorum. Umarım tekrar gözlerim gözlerine denk gelir.