Cangül Uzay, bir alıntı ekledi.
23 dk. · Kitabı okumayı düşünüyor

Bazen birinin ağladığını görüp, “Neyin var, n’oldu?” diyememek çok garip değil mi? “Günaydın” dememek.
“Gününüz nasıl geçti?” dememek. “Demek eve balık götürüyorsunuz, hamsiyi kızartacak mısınız, yoksa fırında mı yapacaksınız?” dememek. “O kitabı ben de okudum, harika değil mi?” dememek. “Ya kaçırıyorum, şu an maç kaç kaç?” dememek. “Kızınız kaç yaşında, benim de iki kızım var” dememek. “Saçınızı nerede boyatıyorsunuz?” dememek...
Tanıdıklarımızla car car konuşup, yanlarında rahatlayıp, sokaktakilere niye dilsizmişiz gibi yapıyoruz?

Kelebeğin Hayat Sırları, Nil Karaibrahimgil (Sayfa 26)Kelebeğin Hayat Sırları, Nil Karaibrahimgil (Sayfa 26)

Bir film izler gibi okudum bu kitabı. Filmi var mıdır bilmiyorum -film izlemeyi sevmeyen biri olarak- ama varsa bile kaçış sahnelerinde yaşadığım heyecanı bana yaşatamaz muhtemelen. Yalın cümleleri ve tane tane kullandığı kelimelerle Bradbury kitap yazmaktaki ustalığını göstermiş. Bazen tek bir kelimeyi bir cümleye çevirip karakterin yaşadığı krizleri bana bizzat yaşattı. Sonuç mu? O kadar derinlere daldım ki çıkmam zaman alacak.

Bazen geleceğe karşı hiç umudum kalmıyor cidden,yahu ülkede namussuzluk aldı başını gidiyor,insanlar psikolojik olarak kötü hallere büründü sokaklarda geziyor,ne insan gibi hayvanlara davranıyoruz,ne kitap okuyor ne de güzel filmler izliyoruz.Eğitimden haberimiz yok hâla deveyle tavşanı yarıştırıyoruz,bilime karşı hevesimiz yok,gökyüzüne bakınca yıldızların nasıl oluştuğunu,uzayı,yaşamı,Allah'ı düşünmek yerine snap çekiyoruz sonra da bizden bin kat daha fazla çalışan adamlar bir şey icat etti mi “abi adamlar yapıyor yhaaa” deyip sanki farklı beyinlere sahipmişiz gibi davranıyoruz.Sabah güneşle uyanmıyor,yanımızdan geçene selam vermiyor,herkese sapık gözüyle bakıyor,başörtülüye kezban,açık olana kaşar deyip yolumuzda emin adımlarla yürüyoruz,ve hâla daha yarımken ülkemiz,biz kılıçdaroğlunun atletli fotoğrafını konuşuyoruz.

Yazgı Yurdaarmağan, bir alıntı ekledi.
44 dk. · Kitabı okuyor

"Aşk denen şey bazen yürür, bazen uçar; bazen koşar biriyle birlikte; bir başkasıyla ölümcül yürüyüşe çıkar; üçüncüyü buzdan heykele çevirir; dördüncüyü atar alevlerin içine. Birini yaralar; öldürür ötekini. Aynı anda çakıp sönen bir şimşeğe benzer. Geceleyin saklar şafakta zapt edilecek olan kaleyi. Çünkü dayanacak güç yoktur karşısında."

Kardeşimin Hikayesi, Zülfü LivaneliKardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli

Çocukken bir Kunta Kinte dizisi vardı. Orada iki köle arkadaş vardı. Birini sahibi çok dövüyor, öbürünün sahibi ise merhametli. İsyan başlıyor. Eziyet gören köle isyana hemen katılmak için çiftlikten kaçıyor. Komşu çiftlikteki arkadaşının da isyana katılmasını istiyor. Arkadaşı diyor ki: “Hayır, katılmayacağım. Senin sahibin sana kötü davranıyor, ama benim sahibim bazen yemek masasında oturmama bile izin veriyor.” Diğer köle arkadaşının gözlerinin içine bakarak şöyle diyor: “Asıl kötü olan senin sahibin!”
Selim Temo'nun Duvar Gazetesinde yayınlanan makalesinden alıntıdır...

İremnur Okumuş, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Virgül ve Noktanın Hikâyesi
"Virgül ile noktanın hikâyesini bilir misin? Sana kısa bir dipnot vereyim.Virgül bize satır aralarında samimiyetle sırıtır, arada bir soluk almamızı ve en önemlisi kelimeler arası bağ kurmamızı sağlayan bir gereçtir aslında.Fakat nokta; kendi içinde siyah bir dünya çizer ve o gezegene geldiğimizde, bazen iyi bir sona erişmemizi sağlarken bazen ise bizi bitirmek adı altında cümlelerin nihayetini belirler.Yani buna kısaca virgülün bize kazandırdığı; dostluk, sevgi ve güven aşılayan bir kaynaştırma işareti dersek, noktanın bize kattığı; film bitimlerindeki son yazısı diyebiliriz."

Dönüş Yok, Aslıhan Yayla (Sayfa 149 - martı yayınları)Dönüş Yok, Aslıhan Yayla (Sayfa 149 - martı yayınları)
Elif Sena, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okuyor

Bazen işler kötüye gidip sonra düzelmez. Bazen işler kötüye gider, sonra daha da kötüye gider ve her şey mahvolana kadar bu böyle devam eder.

O, Stephen King (Sayfa 279)O, Stephen King (Sayfa 279)