• 160 syf.
    ·4 günde·Puan vermedi
    | Bir kitap daha biterken, geriye birbirinden hoş alıntılarım kalır;
    •Yola aşık birini sevme; onlar kalmayı değil, gitmeyi bilir.
    •Ölüm korkusunu insan bir kere yendikten sonra hayattaki en büyük engeli zaten aşmış, geriye yapılacak çok az şey kalmış, kalanların da önemi ve dahası tadı yokmuş gibi hissediyordu.
    •Ne tuhaf değil mi; en çokta hiç tanımadığımız insanların hakkımızda olumsuz yargılarda bulunmasından geri durur, kaybı en acı olacak yakınlarımızın neler düşündüğünü ise çoğunlukla umursamayız.
    •Aklıma gelen hiçbir sondan memnun kalmadım.Beni asıl rahatsız edense; bu sonlardan hangisiyle yüzleşeceğimi, o son meydana gelene kadar asla bilemeyecek olmamdı. •Hayata gelişimde hiçbir rolümün olmayışına benzer olarak, burayı terk ederken dahî ipleri ben tutmayacaktım ve bu âcizlik giderek canımı daha da sıkıyordu.
    •İnsanları refleksleri ele verir.
    •Unutmak, ne büyük bir lütuf!
    | Tunç İlkman~
    ***
    •Farklı kalayım, özgün olayım, başka olayım diyen her insanın, hayatta mutlaka herkesle aynı olacağı duruma nasıl getirildiği, insanın bazen nasıl kayıtsız kalabildiğini, bazen arkaya bakılmadan kaçılan ‘Herkesleşmek’ kavramıyla aslında iç içe olduğumuzu anlatan, bunu eserin kahramanlarının psikolojileriyle harmanlamış bir kitap.
    •Dilinin basit olması, olayların kurgusunun çok güzel şekilde oluşturulmasını engellememiş.Aksine daha hoş bir hava katmış.
    •Okumanızı tavsiye ederim.
    | Aişe BOZDEMİR~
  • 160 syf.
    ·3 günde·Beğendi·10/10
    Hani bazen rüyalarımızda bir yerlerden aşağı düşeriz, uçuk bucaksız bir yerlerde koşarız vs. ama tam yakalanacakken ya da yere çakılacakken uyanıveririz ya.. Ha işte neden o rüyaları gördüğümüzü Jack London bu kitabında açıklığa kavuşturmuş evrimle.. Kendi yaşadığı dönemdeki evrimle ilgili açıklanan teorilerden çok daha fazlasını kurgu dünyasında oluşturmuş. Kitabı okurken benim sonradan öğrendiğim, Jack London’un yaşadığı dönemlerden çok sonra ortaya çıkan bilgileri o yıllar önce kurgu dünyasında muhteşem bir şekilde oluşturmuş. Jack London’a bir kere daha hayranlık duymak için okunası kitaplardan :)


    Kitabında yaşadığın dönemdeki bir gencin çocukluğu boyunca gördüğü rüyaları bir düzene koyarak, gençlik dönemin duygu ve düşüncelerini, rüyasındaki dönemde yaşayan diğer kendinin de duygu ve düşüncelerini anlatarak harika bir olay örgüsü çıkarmış ortaya.. Diğer kendi dediğim kişinin yani rüyalarındaki kendi’nin adı Kocadiş.. Evrenin ilk insanlarının zamanına gidiyoruz. Ağaç insanları, ateş insanları ve halk dediğimiz üç grubun olduğu döneme.. Ağaç insanları en ilkel olanlar, onların bir tık gelişmiş düzeyi halk (kocadiş bu grupta) ve halkın gelişmiş üst modeli diyeceğimiz ateş insanlarının birbirleriyle mücadelesine ve halk’ın kendi içinde mücadelesine ve Kocadiş’in hikayesine tanık oluyoruz.


    Kitabı okurken evrim teorisine inananlar vay beee nerden nereye gelmişiz diyor:)) evrim teorisine inanmayanların da mantığına yatacak o kadar çok şey var emin olun :) Evrim teorisini sadece maymundan geldik diye bilenler de okuyup yanıldığını görecek bu kitapla. Kendi adıma bu teoriye tamamen inanmayan biri olarak çok keyifle okudum bu kitabı o yüzden şiddetle öneriyorum. Bu dönemde yaşayan birinin o dönemdeki bir insanın (ya da insansı modelin:)) duygu ve düşüncelerini aktarımı tek kelimeyle ef-sa-ne :)


    Anlayacağınız o ki; Jack amca yine yapmış yapacağını arkadaşlar :)) okuyun görün derim. Bu arada kitabın başında verilen haritayı es geçmeyin kitabı okurken dönüp dönüp haritaya bakın derim ben, kurgu çok daha iyi oturuyor kafanızda. Keyifli okumalar efendim
  • Bazen iyiliklerle bazen de kötülüklerle birbirimizi gelistiriyoruz ve olgunlastırıyoruz . Ben uzun zamandır hayatı olduğu gibi kabul ediyorum ve karşıma çıkan her insanın bana kattığı bir değer olduğunu ve bunun tesadüf olmadığına inanıyorum.
  • Kendimi nasıl hissediyorum bilir misin? Engin bir denizde bir teknedeyim. Yeniden karaya basma imkanı yok gibi. Neyse ki sevdiklerim yanımda deyip teselli ediyorum kendimi ama sonra birden bir tayfun çıkıyor ve bizim eski tekne Alabora olunca herkes bir tarafa dağılıyor. Bu kargaşada ben de iki tahta parçası bulup tutunuyorum. Fakat dağ gibi dalgalara tutunduğum tahta parçalarıyla ne kada direnebilirim. Ne amaç belli değil artık, ne yönüm... Canlı canlı mezara giren bir zavallı gibi kabaran dalgalarla savrulur dururum. Bazen tutunduğum şu tahta parçalarını bırakayım da kurtulayım bu eziyetten derim ama intihara başvuramam. senin kanat dediğin tahtalarla batar çıkar giderim...🌹🍁
  • Bazen başka bir şiir sizi sizden iyi anlatır .. Nurullah Genç gibi
    " Bakmayın çevremi kuşatanlara
    Hüznün , yalnızlığın şairiyim ben
    Issız ovaların nehiriyim ben
    İçimde işliyor derin bir yara
    Aşkın öldürmeyen zehiriyim ben "
  • " Kalabalık beni sahiden sıktı. Ben ikide birde böyle oluyorum, bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen da hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil… İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile… Sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki, etrafımdan küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birilerini arıyorum. Bütün bu beynimde geçenleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini. O zaman nasıl hazin bir hal aldığımı tasvir edemezsiniz."
  • ..Ben ikide birde böyle oluyorum, bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil... İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile... Sadece bir yalnızlık ihtiyacı.!