Çimlerin üzerinde rahat bir şekilde uzan ve gökyüzüne bak. Bazen gözlerini kapa ve iç dünyana bak; düşünceler hareket halinde, yüzüyor; arzular yükseliyor, gidiyor. İçinde sürekli devam eden renkli hayal dünyasına bak. Yalnızca bak. "Bu düşünceleri durdurmak istiyorum" deme; gene eylem haline yöneldin. "Meditasyon yapıyorum; git! Tüm düşünceler benden uzaklaşın" deme çünkü bunu söylemeye başlarsan, bir şey yapmaya başlamışsındır. Sanki değilmişsin gibi...
ANIMSANMASI GEREKEN EN TEMEL ŞEY hayatın diyalektik olduğudur. O ikilikler aracılığıyla var olur, o zıtlar arasındaki bir ritimdir. Sonsuza kadar mutlu olamazsın, aksi taktirde mutluluk tüm anlamını yitirecektir. Sonsuza kadar ahenk içerisinde kalamazsın, aksi taktirde ahengin farkında olamayacaksın. Ahengi tekrar tekrar uyumsuzluk takip etmek zorundadır ve mutluluğu tekrar tekrar mutsuzluk takip etmek zorundadır. Her zevkin kendi acısı vardır ve her acının kendi zevki vardır. Kişi bu ikiliği anlamadığı sürece gereksiz bir ıstırabın içerisinde kalır. Tüm ıstırabı ve tüm kendinden geçiren zevkleriyle bütünü kabul et. İmkânsız olanı isteme; sadece kendinden geçirecek zevklerin olmasını ve hiç ıstırap olmamasını arzulama. Kendinden geçirici zevkler tek başına var olmaz, onların kontrasta ihtiyacı vardır.
Kapıyı aç. Taze hava içeri girdiğinde, tehlikelerin de içeri girmesi için her türlü olasılık mevcuttur. Dost geldiğinde düşman da gelir çünkü gündüz ve gece birlikte içeri girer, acı ve zevk birlikte içeri girer, yaşam ve ölüm birlikte içeri girer. Acıdan korkma, aksi taktirde anestezi altında yaşayacaksın
Sevme kabiliyeti olan bir insan eninde sonunda kendi varlığını keşfedecektir ve bir kimse kendi varlığını bir kez keşfettiğinde tüm yapılardan, tüm kalıplardan özgürleşir.