Ama aşkının rengine bürünüyor sözlerim.
Sen sarıyorsun işte, sen dolduruyorsun hepsini.
Bir sonsuz gerdanlık yapıyorum onlardan
üzümler gibi tatlı, beyaz ellerin için.
Ayaklarımı yaralayan zincir de bendim, hep uyanık olan zindancı da. Gerçi elbette, benliğimin bir yarısı kaçmayı istiyordu ama, aynı zamanda bir başka yozlaşmış ve korkak ben, kaçmak kavramını bile unutmuştu. Kaçmak isteyen ben, kaçmaya yanaşmayan beni alt edemiyordu, çünkü gerekli gücü yoktu.
Çevremde her şey müthiş sessiz. Tüm dünya soluğunu tutmuş, benim ne düşüneceğime kulak kabartıyor sanki. Ama artık hiçbir şey düşünemiyorum. Üzgünüm, aklıma hiçbir şey gelmiyor.