“… Mükemmele ulaşma amacıyla acele etmek; bireyin kendini geliştirme sürecinde, kendi gerçeğini dikkate almamasına ve gereksiz yere gerilim yaşamasına, bu yüzden de kendisiyle ve çevresiyle gereksiz bir sürtüşme ortamına düşmesine neden olur. Aynı zamanda birey iyi niyetle yola çıktığı bu süreçte, kendisine ve çevresine ciddi anlamda zararlar verebilir. Bu bağlamda şunu rahatlıkla diyebiliriz ki; mutluluk ve başarı için mükemmel olmak gibi bir zorunluluğumuz yok!
Elbette ki tekâmül, kendimizi rehabilite etme, iyiye ve güzele ulaşma adına her zaman bireysel olarak ilerlemeye ve kendimizi geliştirmeye çalışmak gündemimizin vazgeçilmez bir parçası olmalıdır. Öyle ki, bu bakış açısı ve davranış şekli; "iki günü eşit olan ziyandadır." prensibine inanmış insanlar için bir standart prosedür olmalıdır. Zira tekâmülünü tamamlayıp kâmil mü'min olana kadar herkesin gerçekleştirmek zorunda olduğu çok ciddi vazifeleri vardır.
Bu vazifeleri de şu anki kusurlu ve onca eksiği olan hâlimizle başarmak durumundayız.
O hâlde, bir yandan ideale ulaşma hususundaki çabalarımızı devam ettirip bir yandan da bu yükümlülükleri yerine getirmemizde bize sorun çıkaran zaaflarımızın neler olduğunu tespit etmek ve onları yönetmek durumundayız.
Ancak bunu yaparken hiçbir zaman mükemmel olmayı kendimize şart koşmamalıyız.
Unutmayın, mükemmellik önemli bir şeydir ancak her şey değildir.”