“Son bir şey soracağım,” dedi Harry “Gerçek mi bu? Yoksa hepsi benim kafamın içinde mi olup bitiyor?”
“Elbette kafanın içinde olup bitiyor, Harry, ama bu niçin gerçek olmadığı anlamına gelsin ki?”
Ölülere acıma, Harry.Yaşayanlara acı, her şeyden çok da sevgisiz yaşayanlara.Geri dönerek daha az ruhun sakatlanmasını, daha az ailenin parçalanmasını sağlayabilirsin.Eğer bu sana değerli bir amaç gibi görünüyorsa, şimdilik birbirimize hoşçakal diyoruz.
Sen ölümün gerçek efendisisin, çünkü gerçek efendi Ölüm’den kaçmanın yolunu aramaz.Ölmesi gerektiğini kabul eder ve yaşayanların dünyasında ölmekten çok ama çok daha kötü şeyler olduğunu anlar.
Harry’nin teni dalga dalga ürperdi.Geceye doğru bağırmak istiyordu, Ginny’nin orada olduğunu bilmesini istiyordu, nereye gittiğini bilmesini istiyordu.Durdurulmak, gerisin geri sürüklenmek, eve gönderilmek istiyordu…
Ama evdeydi zaten.Hogwarts onun bildiği ilk ve en iyi evdi.Harry, Voldemort ve Snape, terk edilmiş çocuklar, üçü de burada bir yuva bulmuştu…
“ ‘Sağ kalan çocuk’, uğruna savaştığımız her şeyin sembolü olmayı sürdürüyor: iyiliğinin zaferinin, masumiyetin gücünün, direnmeye devam etme gerekliğinin.”