Tartışma sırasında bir an bile unutmadığım, hiç aklımdan çıkmayan ise Lara'ya duyduğum yürek paralayıcı aşktı.Onu öylesine seviyordum ki, bu aşktan içim sızlıyordu.O sırada gerçekten sızlıyordu yüreğim.Sanki ne kadar ciddi ve ağır olursa olsun konuştuğumuz her şey önemsizdi.Onun yüzüne bakmak ve sesini duymak için yaşadığımı hissediyordum.Güzel miydi? Evet, güzel olmasına güzeldi ama bu o kadar önemsiz bir ayrıntıydı ki benim için.Başına bir şey gelse, yüzü değişse, hatta çirkinleşse bile ona olan duygularım değişmezdi.Güzellikten çok daha farklı bir şeydi beni ona vurgun kılan.Anlatılamaz,dile söze gelmez bir şey; bir hava, bir tavır, sesindeki ince bir kırılma, dudaklarının kıyısındakı hafif bir gölgelenme, gülerken çenesinde oluşan küçük bir çukur...Bunların hepsi, hepsi çok güzel şeylerdi.Daha da önemlisi, adeta ruh ikiziydik.Ömür boyu içinden çıkılmayan, her anın lezzetiyle dolup taşan bir sığınaktı, birbirimizde bulduğumuz.