“Çünkü artık yoldan çıkıp bir hendeğe devrilirsem Maşuk’un bana kanatlar bahşedeceğine olan imanım tamdı; bunlar beni bulutların üzerine yükseltmese de en azından o hendekten çıkaracaktı…”
Fena.* Bu kelime, “göçüp gitme” ya da “var olmaya son verme” yoluyla yüce bir kendini yok etme halini ifade eder; benliğin-yani nefsin- Mâşuk huzurunda ölmesi halidir.
İngiltere'de kurulmuş olan hayır kurumu konfederasyonu OXFAM'ın 2018 yılında açıkladığı rapora göre, dünyadaki tüm servetin %50 si sadece 26 kişinin kontrolünde. Dünyada geriye kalan milyarlarca insan bu yirmi altı kişiden arta kalan %50'yi paylaşmak durumunda. Raporun devamındaki rakamlar ise daha da acı. Dünyadaki en zengin %1'lik kesimin serveti geriye kalan %99 luk kesiminkinden daha fazla. İstatistiklere devam edildiğinde, bu yirmi altı kişiden sadece bir tanesi, gelişmekte olan bir ülkede işçi olarak çalışan birinin hayatı boyunca kazandığı parayı sadece dört günde kazanmakta. Bu yirmi altı kişiden sadece bir tanesi, dünyadaki milyonlarca insana hayatları boyunca Avrupa standartlarında barınak, yiyecek ve eğitim sağlayabilecek servete sahip. Ve bu yirmi altı kişi eğer isterse sadece bir günde dünyadaki fakirliği bitirebilecek, açlığa son verebilecek bir güce sahip.
İnsan kendini tanıdıkça yeteneklerini öğrenir. Yeteneklerini öğrendikçe de doğadaki ve alemdeki yerini daha iyi anlar.
Elden gelmeyen bir şeyi getirmek için ısrar etmek yerine elden gelenleri anlamak için çabalamak hayatı anlamsızlıktan kurtarır. Zaman mühimdir, kaybedilmemelidir. Ancak kendini bilmek için geçirilen durgun, suskun ve düşünceli bir zaman bir kayıp değildir. Çünkü insan akıl etmeli, düşünmelidir.