İbn Rüşd'e göre İslam aleminde din; imanı, ahlakı ve hissi beslerken, felsefe; aklı, fikri ve ilmi beslemişti. Felsefi ahlak, dini ahlak kadar tesirli olmadığı gibi, dini düşünce de felsefi düşünce kadar kuvvetli değildi. Ancak bu iki bilgi türü birbirini besleyebilirdi.
"Allah hiçbir şeyi sebepsiz yaratmaz, dinde anlamsızlık olmaz." Allah insana aklı verdiyse insanın aklı kullanması gerekirdi. Dolayısıyla felsefe yapmak farzdı.
“Ama anlamadıkları şuydu. Bazı insanlar hayatlarını kendi istedikleri gibi kurarlar. Geri kalanlarsa onların yaptıklarını birbirlerine anlatıp dururlar”