Mehlika
Bir ses daha duymaya tahammülüm yok bu aralar
Senden başkasını da almıyor zaten içim
Ama biliyorum içimde taşırken bile seni, yanımda değilsin
Hep seni kollayan, giderken ardından bakan ben oluyorum
Ben yine mahzunum, ben yine mahcup
Ve ben hep sana muhtacım Mehlika anlıyor musun?
Gözlerinle ördün gönlüme hasret ağlarını
Ne ben çözebildim, ne sen çözdün sırlarını
Olurda bir gün okursan bu şiirden sancılarımı
Pırıl pırıl gözlerine düşerse gözlerim, merak etme
Merak etme sevgilim, sana en güzel rüyalarla gelirim
Söylemiştim daha önce sağlam kaleler içerisinde değilim
Çekseler gelir, itseler düşerim aslında biliyor musun?
İsterim ki senin gözlerinden göreyim hayatı
Yeşili, maviyi, gök kubbeyi ve en çokta kendimi
Sahi beni görüyor musun sevgili?
Artık yokuşları çıkamıyorum
Bu dermansızlığın yaşımla yok bir ilgisi biliyorum
Ne olur beni anla, damla damla tükeniyorum
Seni başkalarının mısralarında okurum diye çok korkuyorum
Ah benim canım, iki gözüm, olmasa da tahtın, sultanımsın
Fatih Buhara BENZEK
Beşinci sınıflarla düzenli kitap okumaya çalışıyoruz, okudukları kitaplardan beğendikleri cümleleri de not ediyorlar işte onlardan bazıları:)
hizliresim.com/gwbofdq
Ey dünya-perest insan! Çok geniş tasavvur ettiğin senin dünyan, dar bir kabir hükmündedir. Fakat, o dar kabir gibi menzilin duvarları şişeden (aynadan) olduğu için, birbiri içinde aksedip (yansıyıp ) göz görünceye kadar genişliyor. Kabir gibi dar iken, bir şehir kadar geniş görünür.
O dar dünyada, bir musibetin tahriki ile kımıldansan, başını çok uzak zannettiğin duvara çarparsın. Başındaki hayali uçurur, uykunu kaçırır. O vakit görürsün ki, o geniş dünyan; kabirden daha dar, köprüden daha müsaadesiz. Senin zamanın ve ömrün, şimşekten daha çabuk geçer, hayatın, çaydan daha süratli akar.
İman nasıl ki bir nurdur, insanı ışıklandırıyor; üstünde yazılan bütün ilâhî mektupları okutturuyor. Öyle de kâinatı dahi ışıklandırıyor. Geçmiş ve gelecek zamanı, karanlıklardan kurtarıyor.