Çünkü meşhur bir sözdür, bilirsiniz. Aramakla bulunmaz... Ama bulanlar ancak arayanlardır. Sır'rı okurken üstadın dizelerini hep hatırınızda olsun. "Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır. " Hepimiz içeriden kilitlenmiş kapılar gibiyiz. İçimizi, dilimizi, kalbimizi açacak anahtar kimde ya da nerede?
. Hastalıklı bir çağda yaşıyoruz. Kalplerimiz yarım, dualarımız eksik. Dört koldan kuşatılmış bir dünyevîleşme salgısıyla yüz yüzeyiz. İlhami Çiçek "çepçevre şeytan kilitleri" demişti bir şiirinde. Tastamam böyle. Tam da böylesi bir çıkmazın ortasında bir insan, hakikî bir insan sesine muhtacız.
"Durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak" diye haykırabi len, soylu öfkesini ve vecdini hiç yitirmemiş bir şairden, bir mütefekkirden söz açacağız, Necip Fazıl Kısakürek'ten...
...Nihayet son vadiye gelinir. Orası fakr ve fena vadisidir. Bu vadi Allah'ta yok olma ve manevî yokluk demektir. Kuşların yolculuğu burada nihayet bulur. Simurg'u aramak için çıkılan yolda o yüz binlerce kuştan kala kala otuz kuş son noktaya varabilir. Simurg otuz kuş demektir ve kuşlar aradıkları padişahın kendileri olduğunu anlarlar. Bu fena hâlidir. Attar bu alegoriden yola çıkarak şunu söyler aslında: İnsan neyi arıyorsa odur.
Sahi biz neyi arıyoruz? En önemlisi şu soru belki de: Arıyor muyuz?
"Bazı kişiler, cennet için ibadet ederler; bu tacirlerin ibadetidir. Bir bölük halk da korkusundan kulluk eder; bu da kölelerin ibadetidir. Bir bölük de vardır ki, Allah'a şükretmek için kullukta bulunur; işte bu, hür kişilerin ibadetidir."