Hadisleri ve sünneti kaldırdığımızda herkes Kur'an'da baş başa kalacağından dolayı her bireyin ayetlerden anlayacağı anlam çok farklı olacaktır, insanlar kendilerini Hz peygamberin yerine koyarak Allah'ın elçisi gibi davranmaya başlayacaktır. Sonuç olarak bu durum Kur'an'ın neredeyse Müslüman sayısınca farklı şekillerde yorumlanmasına sebebiyet verecektir. Bu durumda İslam'ın birleştiriciliği müminleri aynı inanç ve ibadet dünyasında bir araya getirme iddiası kalmaz. Başka bir ifadeyle ümmet diye bir kavramdan, Müslüman kardeşliğinden söz etmemiz hayal olur.
Hazreti peygamberin eğitim sürecinden geçen sahabelerin hariç tutarsak cahil ve sert tabiatlı bir halk katmanı söz konusuydu.Eğitilmesi son derece zor bir kitle Hz peygamberin karşısındaydı neresinden bakılırsa bakılsın ve şakkatle dolu bir coğrafyadan bahsediyoruzm Böylesi bir kitleyi sadece ayet okuyarak istenen seviyeye çıkarmak mümkün olamazd;ı her fırsatta eğitmek, eğitmenler göndermek ve hatırlatmada bulunmak gerekmekteydi. Hz peygamberin yaptığı da buydu. Bu bize Peygamberimizin önderliğinin önemini göstermektedir. Bugün de bu önderliğe muhtacız.
Şeytanı dinleyen bir nefis, kusurunu görmek istemez; görse de, yüz tevil ile tevil ettirir.
وَ عَيْنُ الرِّضَا عَنْ كُلِّ عَيْبٍ كَل۪يلَةٌ
sırrıyla: Nefsine nazar-ı rıza ile baktığı için ayıbını görmez.
Ayıbını görmediği için itiraf etmez, istiğfar etmez, istiaze etmez; şeytana maskara olur.
İman Hakikatları - 85
Nefsini ittiham eden, kusurunu görür.
Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder.
İstiğfar eden, istiaze eder.
İstiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur.
Kusurunu görmemek o kusurdan daha büyük bir kusurdur.
Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır.
Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar; itiraf etse, afva müstehak olur.
İman Hakikatları - 85