Merhabalar. Biz üç genç olarak kitapların büyülü dünyasını sizlerle birlikte keşfetmek istiyoruz. Bizlere bu serüvende katılmak isterseniz, sizleri Instagram adresimize bekliyoruz. IG:becauseyouarethereason
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sineklerin Tanrısı
Kitap ıssız bir adaya uçak kazası sonucu düşen 30-40 kadar çocuğun, yetişkin olmadan orada nasıl hayatta kaldıklarını anlatıyor. Bu çocukların küçükleri 6 yaşlarında, en büyükleri ise 12 yaşında.
İlk düşüş sonrası çocuklar yetişkinsiz cennet gibi bir adada oldukları için çok seviniyorlar. Kurtulacaklarına ve o zamana kadar bu adada mükemmel vakit geçireceklerine eminler. İlk günden ateş yakmayı planlıyorlar fakat bu heyecanları kontrolsüz ateşle birlikte kötü sonuçlara yol açıyor.
Spoiler olmadan yorumlarsam eğer, kitap beni başta çok irite etti. Çocuklardan haz etmem ve kitap küçük yaşta erkek çocuklarından oluşunca uzun bir müddet sinir krizleri geçirerek okudum. Fakat son 60 sayfası beni öyle içine çekti ki... O sayfalar ve hikayenin evrildiği yer için o itici çocukları iyi ki çekmişim dedim.
Kesinlikle okunması gerektiğini düşündüğüm, okurken biraz sinirlerinizi bozabilecek, sonunu bir çırpıda okuyacağınız, insanlığın iç yüzünü harikulade gösteren bir kitap.
Spoiler içeren kısma gelirsem,
Kitabın son sözünü okursanız orada çok iyi bir özet ve açıklama göreceksiniz. Okurken anlamadığım bazı şeyleri bu son sözde anladım ve kitabı daha çok takdir ettim.
O son sözde de yazan, benim de çok katıldığım bir düşünce var. Çocuklara hep melek gibidir denir ama aslında onlar küçük insanlar. Her insanda olduğu gibi onlarda da iyilik ve kötülük var. Hatta çocuklar görgü kurallarını, hoşgörüyü henüz öğrenmediği için genel olarak kötüye meyilli olduklarını düşünüyorum. Yetişkinlerin koydukları kurallar olmasa birer canavar gibi olacaklar. Kitapta da bunu okuyoruz. Bir yanda zekayı aklı temsil eden fakat görünüşü yüzünden dalga geçilen Domuzcuk ve arkadaşları; diğer yanda yüzüne boyalar sürüp kimliğini ve dolayısıyla insani duygularını bastıran, vahşileşen
Hangisi daha iyi? Sizler gibi yüzü boyalı bir vahşi sürüsü olmak mı, yoksa Ralph gibi akıllı olmak mı?
Hangisi daha iyi? Kurallar yapıp anlaşmak mı, yoksa ava çıkıp öldürmek mi?
Hangisi daha iyi? Düzen ve kurtuluş mu, yoksa ava çıkıp her şeyi berbat etmek mi?