Otuz yaşındaydım. Ama kırk yaşında, elli yaşında da olsan annen hayattaysa ona hep ihtiyaç duyuyorsun. Annen yaşadığı sürece elini ona doğru uzatıyorsun,tutmak istiyorsun.
Kalabalık aile yemeklerine yetişmeye çalışırsın hani, ben gelmeden başlamazlar diye düşünürsün nefes nefese koştururken... Sofraya ulaştığında,
dibi gözüken bol sulu bir salata tabağıyla kirli kaşıklar karşılar seni. Masanın bir köşesini silerek yer açmaya çalışırlar sana; yarım ekmek dilimleri, zeytin çekirdekleri ve kürdanla dişini karıştıran eniştelerle baş başa kalırsın.