yüz yirmi üç günlük dünyada
doksan sekizinci isminle doğuyorum
Sana Düş' e yazıyorum
yirmilik diş ağrısı gibi güneş
korkuyorum açmaya ağzımı
gece denirmiş buna
eskimolardan öğrendiğim kadarıyla
nisan yağmurlarını sarnıçladım çöller'imde
yağamam, zerreyim avuçlarında
doksanlık bir kasette sesim, şiirlerim
şu yüz yirmi üç günlük dünyada
bir yarın fazla olsa ne çıkar
bedbahtım
gündüz denirmiş buna
insanlardan işittiğim kadarıyla
bir şubat yılı denli sustum
bir yarın
doksan dokuzuncu ismin
korkumdan korkuluk kurdum kâinata
usturayla kazıyorum çehremi boşluklardan
iki yudum şerbetle yaşıyorum çağlarda
doğmanı bekleyen çocuklar tanıdım
ellerin boyunda, şuncacık, güleç ve güçlü
ve çelimsiz,
bileklerine deniz vurmuş bir kere
koşumlarından hür atlar içerisinde
bir yar sonsuzluğunda
bir yarın susuzluğunda
Senin ismin
doğ artık