Sonsuz Beden Yolcuları | Senin Dışındaki Her Şey
𝘎ü𝘯 𝘪ç𝘪𝘯𝘥𝘦 𝘱𝘦𝘬 ç𝘰𝘬 ş𝘦𝘺 𝘺𝘢ş𝘢𝘳𝘥ı𝘮. 𝘈𝘯𝘭𝘢𝘵𝘢𝘤𝘢𝘬 ç𝘰𝘬 ş𝘦𝘺 𝘣𝘪𝘳𝘪𝘬𝘪𝘳𝘥𝘪. 𝘈𝘯𝘤𝘢𝘬 𝘢𝘬ş𝘢𝘮 𝘰𝘭𝘥𝘶ğ𝘶𝘯𝘥𝘢, 𝘩𝘦𝘳 ş𝘦𝘺𝘥𝘦𝘯 ö𝘯𝘤𝘦, 𝘣𝘶𝘯𝘭𝘢𝘳ı 𝘴𝘢𝘯𝘢 𝘢𝘯𝘭𝘢𝘵𝘮𝘢𝘬 𝘪𝘴𝘵𝘦𝘳𝘥𝘪𝘮. ✨∞✨ 🌿
Alıntı
Sonsuz Beden Yolcuları | Senin Dışındaki Her Şey
𝘒𝘢𝘭𝘢𝘣𝘢𝘭ı𝘬 𝘣𝘪𝘳 𝘤𝘢𝘥𝘥𝘦𝘥𝘦 𝘺ü𝘳ü𝘳𝘬𝘦𝘯, 𝘴𝘢𝘯𝘢 𝘣𝘦𝘯𝘻𝘦𝘺𝘦𝘯 𝘣𝘪𝘳𝘪𝘯𝘪 𝘨ö𝘳𝘥ü𝘮. 𝘋ö𝘯ü𝘱 𝘵𝘦𝘬𝘳𝘢𝘳 𝘣𝘢𝘬𝘵ı𝘮. 𝘚𝘦𝘯 𝘥𝘦ğ𝘪𝘭𝘥𝘪𝘯... 𝘈𝘮𝘢 𝘣𝘪𝘳𝘬𝘢ç 𝘴𝘢𝘯𝘪𝘺𝘦𝘭𝘪ğ𝘪𝘯𝘦, 𝘥ü𝘯𝘺𝘢 𝘥𝘢𝘩𝘢 𝘢𝘯𝘭𝘢𝘮𝘭ı 𝘨ö𝘳ü𝘯𝘮üş𝘵ü. ✨∞✨ 🌿
Alıntı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
sonu ters köşe // sürpriz sonlu değişik filmler `ölümcül oyunlar` (funny games, 1997/2007) bir aile tatil evine gelir ama kapılarını çalan iki gençle her şey tersine döner. seyirciyle dalga geçen, rahatsız edici ve ters köşe. `buried` – toprak altında (2010) bir adam tabutta uyanır. tüm film bu tabutta geçer ama finali nefes keser. `exam` – sınav (2009) bir şirkette işe girmek isteyen 8 kişi, çok ilginç bir sınava tabi tutulur. sonunda neyin sınavı olduğunu anladığında şaşırırsın. `the vanishing` (spoorloos, 1988 – hollanda) bir kadının gizemli şekilde kaybolmasıyla başlayan hikâye, finalde sert ve beklenmedik bir sona ulaşır. `the invitation `– davet (2015) bir adam eski karısının evindeki akşam yemeğine katılır. davet neden yapılmış? finalde her şey değişir. `perfect blue` (1997 – japonya, anime) bir pop yıldızı oyunculuğa geçerken gerçeklik ve kurgu birbirine karışır. psikolojik olarak beyin yakan bir film. `the autopsy of jane doe` – jane doe'nun otopsisi (2016) bir baba-oğul adli tıp uzmanı, genç bir kızın cesedini incelerken doğaüstü olaylarla karşılaşır. finali hem korkutur hem şaşırtır.
Belli etmiyorsun ama tuhaf bir yarayla acı çekiyor senin bedenin. Sylvia Plath
Alıntı
Kışı neden bu kadar çok sevdiğini ve neden her şeyin bir sonla noktalandığını sorma, ben de bilmiyorum. Anı olacak bir şeyim yok Her şeyin dünündeyim. İçime işleyen acıyı size değil Bir suya bırakmayı öğrendim Dal olmaktan vazgeçeli çok oldu Bu yüzden ne bir ağacım var Bana beden Ne de çiçek açacak benden. Birhan Keskin
1000Kitap
bir şeye benzeyemedim
Birini sevmek yetmediği gibi artık birini anlamanın da yetmediğini sen öğrettin bana Nisera. İnsan bazen bütün cümlelerini birinin kalbine çevirmek istiyor. Onun sustuğu yerde susuyor, kırıldığı yerde kırılıyor, korkularını ezberliyor, yaralarını kendi yarası gibi taşıyor. Ben de öyle yaptım. Sen anlaşılmak istedin, ben seni anlamaya çalışırken kendimi unuttum. Sen sevilmek istedin, ben sevgimin sınırlarını kaldırdım. Ve hayır, dönüp de "Bunlar sende yoktu" diyemezsin. Çünkü gecenin bir vakti bana "Beni en çok sen anlıyorsun" diyen de sendin, "Beni güzel seviyorsun" diyen de. Meğer senin istediğin şey anlaşılmak ya da sevilmek değilmiş. Meğer sen kendini sevecek kişinin belirli bir sureti olmasını istiyormuşsun. Biraz daha güzel bir yüz, biraz daha kusursuz bir beden, biraz daha gösterişli bir hayat.Bunu geç gördüm. Çünkü sevdiği kişinin gözlerinde güzel görünemeyince aynaya da küsüyor. Kendine bakıp eksik aramaya başlıyor. Oysa ben seni severken kendimi hiç eksik hissetmemiştim. Eksik olduğumu, bana bakan gözlerin değişince öğrendim. Bir insanın kendine yabancılaşması ne garip şey. Eskiden aynada gördüğüm kişiyi severdim. Sonra senin beğenmediğini düşündüğüm her yerim gözüme batmaya başladı. Omuzlarım dar geldi, gülüşüm sönük geldi, yüzüm yorgun geldi. İnsan sevdiği kişinin bakışında kaybolabiliyormuş, Nisera. Bir gün kendini onun gözlerinde ararken buluyor, ertesi gün kendi gözlerine bile bakamaz hale geliyor. Sahi, ne istediğini bulabildin mi? O büyük arayışın bitti mi? Her sabah uyandığında artık eksik hissetmiyor musun kendini? Yoksa hâlâ bir şeylerin adını koyamadan, neyi aradığını bilmeden mi yaşıyorsun? Çünkü bazı insanlar gittikleri her yerde yeni bir ev arıyorlar ama yanlarında taşıdıkları yangını hiç söndürmüyorlar. Sonra hangi kapıyı çalsalar, hangi