Günce: Tarih, Anlam ve Bağlam
İnsan hayatının bir anlamı var mıdır?
Bu soru, ilim ve fikir adamlarının üzerine yıllarca kafa yorduğu ve temellendirmeye çalıştığı çetrefilli meselelerden birisidir. Zira insan, yaşadığı hayatın serencamında bir anlam aramak ister. “Nereden Geldim? Nereye Gidiyorum?”. Zatına sorduğu bu sorular vesilesiyle geçirdiği fikirsel dönüşümlerin bıraktığı etki, onun hayata bir nokta-i nazardan bakmasını sağlar. Netice olarak kendi konumunu gözetip geçmişini anlamlandırarak bilincinde hasıl olan kültürel ve tarihsel yapıyı çeşitli vesilelerle geleceğe aktarır.
İnsanın hayatını anlamlandırma ameliyesinde dil ve bağlam faktörü büyük önem arz etmektedir. Zira insanın kelimeleri belirli anlamlara vazederek oluşturduğu dil mefhumu, ona bizzat canlılar aleminde natık (düşünen) olma özelliğini kazandırmış; kendisini anlamlandırma ve anlamları da aktarma vesilesi olmuştur. Dolayısıyla Lem’in bu eserinde Çöküş sonrası dönemde Bina simülasyonunda bu durumun aksinin sebep olduğu karmaşa ve hayatta anlam eksikliği göze çarpmaktadır. Nitekim katı bürokrasinin işlerliğinin olduğu bu Bina’da her hücre programlanmış ve kodlanmıştır. İnsanların rutinleri de bir program dahilinde robotik bir biçimde işlemektedir “… Allah’tan hiç kimse sohbet etmiyordu; yemek hakkında bile. Onun yerinde hepsi bilmece çözmekle meşguldü – bulmacalar, kelime oyunları, anagramlar, şifre çözme, beyin jimnastiği oyunları, bilmeceler.” Bu şekilde insan bilincinin yaşanmışlıktan soyutlanıp işlem döngüsüne sokulması onu, zaman çizgisindeki konumundan bihaber bırakmaktadır....