Peygamberliğe iman aklın ötesinde bir safhanın varlığını kabul etmektir. Bu safhada bir göz açılır ve bu göz ile özel şeyler idrak edilir. Tıpkı kulağın renkleri kavrayamadığı, gözün sesleri algılayamadığı ve tüm duyuların aklın alanına giren konuları idrak edemediği gibi, akılda nübüvvet gözünün kavradığı özellikleri kavrayamaz.
İlaçlar, farklı tür ve miktardaki elementlerin karışımlarından oluşur. Bunlardan bir kısmı ağırlık ve miktar açısından diğerinin iki katıdır. Miktarlarının farklı oluşunun da kendilerine ait özelliklerden kaynaklanan bir sırrı vardır. Aynı şekilde kalplerin hastalığının ilaçları olan ibadetler de farklı çeşit ve sayıdaki fiillerden oluşur. Bu nedenle secdeler rükuların iki katıdır. Sabah namazı miktar olarak öğle namazının yarısı kadardır. Bunların da, ancak peygamberliğin nuruyla anlaşılabilecek özelliklerinden kaynaklanan birtakım sırları vardır. Akıl yoluyla bunlardaki hikmeti bulmaya çalışanlar veya böyle olmalarını gerektiren kendilerine mahsus ilahi bir sırdan dolayı değil de, öylesine söylendiğini zannedenler gerçekten ahmak ve cahildir. Öte yandan ilaçların içinde ana unsurları olan temel maddelerin yanı sıra bir de tamamlayıcı nitelikte ilave maddeler vardır. Bunların her birinin, asıl maddelerin işlevi üzerinde özel bir etkisi bulunmaktadır. Aynı şekilde nafile ve sünnetler de ibadetlerin temel rükünleri olan faizlerin tamamlayıcısıdır.
Allah'ı tanımamak öldürücü bir zehir, nefsin arzularına uyarak O'na isyan etmekse kişiyi hasta yapan bir illettir. Buna karşılık Yüce Allah'ı tanımak hayat veren bir panzehir, nefsin isteklerine karşı gelerek Hakk'a ibadet etmekse şifa veren bir ilaçtır.