Hayatta en sevdiğim anlardan biri sanıyorum ki denize karşı kitap okumak. Tatil kitaplarımı da tam olarak böyle seçerim, aksın gitsin içine alsın isterim. Ayfer Tunç’un nehir romanı olan Kapak Kızı, Yeşil Peri Gecesi ve Osman da tam olarak bu ihtiyacımı karşılayan türden. İlk kitap olan Kapak Kızı’nı çok beğenmiştim ya da ben Ayfer Tunç ne yazsa beğeniyorum, bilemiyorum:)) Bir derginin kapağına model olan Şebnem’i tanıyan üç kişinin bir trende yollarının tesadüfen kesişmesini okuyoruz. İkinci kitap Yeşil Peri Gecesi’nde ise Şebnemle tanışıyoruz. Şebnem ki kadın olmanın bedellerini ödemiş, hayatın iki yüzünü de görmüş ve o iki yüze de tokat gibi çarpmış zeki, zeki olduğu kadar güzel olan, kendi bildiğini okuyan, bir şekilde yolunu belirlemiş ve o yolda savrulurken yolda olanlarla mücadele etmiş bir kadın. Sadece Şebnem’in değil benzemekten korktuğu annesinin, tekrar eskisi gibi olsun diye gözünün içine baktığı babasının, aşık olduğu tek adam olan Ali’nin, “aşkının ipini çektiği geceye” kadar sevdiği Osman’ın ve Habil ile Kabili andıran hikayeleriyle Osman’ın kardeşi Teoman’ın da hikayesi. Henüz Osman’ı okumadım ama “aşkının ipini çeken Şebnemin” Osman’ı da eminim diğer kitaplar gibi vurucudur. Ne kadar ayrı ayrı da okunabilse bu üçleme, beraber okumanın tadı bir başka. Ayfer Tunç zaman farklarını çok iyi birleştiren, okuma zevki uyandıran bir yazar. Kitap hiç bitmesin istedim.