IG: instagram.com/begummol_
X : @umarsizyazar
Kitap okuyan insanlar, dünyayı yalnızca kendi gözleriyle değil, sayısız insanların ruhsal bakışlarıyla görebilir.
~Stefan Zweig
Tarihe yalnızca hüzünlü olarak değil; utanç olarak, acı olarak, isyan olarak geçen en karanlık eylül...
Osman Balcıgil, o sihirli kalemiyle 1955'in hatta belki de tarihin En Hüzünlü Eylülü'ne götürüyor okuyucuyu.
6/7 Eylül faciasını konu alan romanı, Suzan'nın anlatımından okurken en çok düşündüğüm şey "masum değiliz, hiçbirimiz." oldu.
Zaten dönemin en sarsıcı olaylarından biri olan 6/7 Eylül, Osman Balcıgil'in yazımıyla okunan değil yaşanan bir hal alıyor.
İngilizlerin Kıbrıs üzerindeki etkisini, Türk - Rum çatışmasının nasıl planlandığını, halkın ne kadar acılar çektiğini görüyor hatta derin bir üzüntüyle de hissediyoruz.
Gelecek, geçmişin üstünde gelişir. Geçmişe baktıkça bugüne olan sorgulamam daha da artıyor.
Gerçekten değişebilmek, gelişebilmek mümkün mü diye sorgulamaya devam ediyorum.
Tarihi bugüne taşıyan yazarlar iyi ki var...
Osman Balcıgil'le bu tarih yolculuğuna çıkmanızı öneririm.
Farkındalığı güçlü, bol okumalı günler dilerim.
Bir kazayla dağılan bir aile, bir aşkla savrulan bir kadın...
Yaşadıklarına duyduğu öfkeyi yorgunluğa, yorgunluğu mücadeleye dönüştüren bir kadının hikayesinde, insanın ruhsal derinlikleriyle buluşturan bir roman...
Okumadım da o gözlerimden geçip bana kendini anlattı sanki.
Hikaye, yalın ama güçlü bir edebi anlatımla canlılık kazanıyor ve bir köşeden izlemiş gibi hissettiriyor.
Yargılanan pek çok davranışın altındaki insani duyguları keşfederken; saygı duyulan nice mevkilerin de karanlığını, konumun saygınlığının kişide olmayan saygınlığın altında ne şekilde ziyan edildiğini de hatırlatıyor.
Bugüne kadar ziyan edilen makamları, o makamlarda toz olup ezilmiş değerleri de düşünmeden geçemedim.
Psikolojik derinliği olan, yaşamın parçalarından kesitler sevenler için tavsiye edebileceğim sürükleyici bir roman.
Tercih edeceklere keyifli okumalar dilerim...