Ne düşündüğümü kendim de kavrayamıyordum ama en azından orada bir şey düşünüyordum. Bir düşünce bir başkasına karışıyor, o da başka bir düşünceye ekleniyordu. Sanki bu düşünce zincirinde bir şekilde tuhaf bir şey vardı. Nasıl demeli? "Düşünmek" denilen eylem tarafından yutulmuşum gibi bir histi bu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şimdiye dek benim yolum budur deyip normal bir şekilde yürümüşsün, sonra birden yol ayaklarının altından gıcırtılar çıkararak yok oluveriyor, önünde bir boşluk var, ne yöne gideceğini bilmiyorsun, sadece aynı tempoda adım atmaya çalışıyorsun.
Ama neden, nasıl bu duruma düştüğümüz konusuna gelince, onu anlayamıyordum işte. İki insanın yüreği zaman geçtikçe, durumlar değiştikçe birbirine yaklaşıp uzaklaşabilirdi; bu kadarını elbette anlıyordum. Bir insanın yüreğindeki duygular alışkanlık, sağduyu ya da kurallarla sınırlandırılamazdı, sonuna dek değişkendi.
Bir kişi gidiyor, başka biri geliyordu. Bir düşünce gidiyor, başka bir düşünce geliyordu. Bir şekil gidiyor, başka bir şekil geliyordu. Ben bile, her gün nazar azar bozulup yenileniyordum. Hiçbir şey olduğu gibi kalmıyordu.