Mütareke ilk günlerinde, bana bir tanıdık diyordu ki:
Ne bu zırhlılardan, ne bu ordudan, ne sokak başlarındaki bu makineli tüfeklerden korkuyorum. Beni korkutan şey, kendi aramızdaki anlaşmazlıklar, kendi aramızdaki nifak. Bizi asıl bu mahvedecek.
Yalnızlık dinmeyen bir sızıdır. Eğer bazı kimseler, bunu benliğin bir çeşit kurtuluşu gibi göstermek istemişlerse yanılmışlardır. Bir sürü hayvanı olan insan, sürüsünden ayrı düşünce zavallı, mustarip, avare bir yaratık oluyor. Bunu sürüye dönmekten başka avutacak bir şey yoktur. Fakat benim sürüme ne oldu? Hani, çoban nerede?