Behlül Tuman

Mütareke ilk günlerinde, bana bir tanıdık diyordu ki: Ne bu zırhlılardan, ne bu ordudan, ne sokak başlarındaki bu makineli tüfeklerden korkuyorum. Beni korkutan şey, kendi aramızdaki anlaşmazlıklar, kendi aramızdaki nifak. Bizi asıl bu mahvedecek.
Sayfa 110 - İletişim·Kitabı okudu
Reklam
Yalnızlık dinmeyen bir sızıdır. Eğer bazı kimseler, bunu benliğin bir çeşit kurtuluşu gibi göstermek istemişlerse yanılmışlardır. Bir sürü hayvanı olan insan, sürüsünden ayrı düşünce zavallı, mustarip, avare bir yaratık oluyor. Bunu sürüye dönmekten başka avutacak bir şey yoktur. Fakat benim sürüme ne oldu? Hani, çoban nerede?
Sayfa 109 - İletişim·Kitabı okudu
Bu ıssız, engin Anadolu bozkırının ortasında bir ikinci Robinson Crusoe oldum. Oturduğum evin bir ıssız adadan farkı yok.
Sayfa 108 - İletişim·Kitabı okudu
Daha fazla kımıldamaya mecalim yok. Sanki içimde beni hareket ettiren bir zemberek kırılmış diyebilirim.
Sayfa 106 - İletişim·Kitabı okudu
Biz, ancak toprağın altında yer bulabiliriz. Bizi, ancak toprak paklar.
Sayfa 106 - İletişim·Kitabı okudu
Reklam