Behlül Tuman

Ey, yanmış tarlası üstünde beyaz sakalını yolan ihtiyar; ey, evlâdının mezar taşından başına yastık yapan ana; ey, geceleri, köpeklerle beraber uluyan aç çocuk; ey, bekâreti iğrenç bir yara halinde kanayan genç kız, Allah cümlenizi bizim düştüğümüz dertten masûn eylesin!
Sayfa 14 - İletişim·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Düşmanın hıncı, vahşeti sizin üstünüzden bir kaza gibi gelip geçti; fakat biz o hıncı, o vahşeti ve o düşmanı daima içimizde taşıyoruz. Durmadan yanıp, durmadan tutuşuyoruz; durmadan yağmaya, talana, durmadan eza ve hakarete maruzuz; her dakika doğrulup her dakika yıkılıyoruz.
Sayfa 13 - İletişim·Kitabı okudu
Hiç bilmediğiniz, görmediğiniz kederler, bizi, Eyyûb’un etini kemiren kurtlar gibi kemiriyor.
Sayfa 13 - İletişim·Kitabı okudu
Bir caninin öldürdüğü adamın cesedinden korktuğu gibi sizden korkuyorum.
Sayfa 11 - İletişim·Kitabı okudu
Bilmiyorum; bildiğim bir şey varsa o da, sizin gözleriniz benim gözlerime değdikçe, başımın önüme eğilmesi ve yüzümün kızarmış olmasıdır.
Sayfa 11 - İletişim·Kitabı okudu