Eskiden içimde öldürdüğüm insanlar için şatafatlı cenaze törenleri düzenliyor. kimi kırk gün süren taziyeleri kabul ediyordum. Yas tutuyordum. Kolay kolay kurtulamıyordum onlardan. Şimdi yıkamadan gömdüğüm ölülerim var içimde. Derinliğini aldırış etmediğim çukurlara üç beş kazma darbesiyle savurduğum tümseklerin önünden geçip gidiyorum artık. Her an vazgeçebilecek kadarım. Ondandır ki kıymeti yok kimsenin nazarımda
Bir yerden kalkıp başka bir yere gitmeyi "gitmek" sanan o bakışlar... gözlerini kaçırıp bir ağaca dikmek ya da gövdeni alıp yabancı bir şehre kaçmak seni değiştirmiyor ve teskin etmiyordu. Yolculuk mütemadiyen bu çöküşle ağırlıkla sonlanıyordu. Aksine senin ağırlığını daha çok atıyordu üstüne, yetmiyor ağırlığın altında ezilip büzülüp küçülüyordu bir de. Boşluğa saplanmanın diğer adıydı bakışlarını ruhunu gövdeni bilinmeyen diyarlara kaçırmak