" Geçtiğimiz yollarda kaybettiklerimizin bize en büyük kötülüğü, kendilerini tekrar tekrar hatırlatmalarıdır. Bir kere kaybetmekle kurtulamadığımız şeylerdir. Yoklukları hayatımızdaki varlıkları haline gelir. Hep , ama hep hatırlarız.
Ne biçim kaybetmektir bu ? "
" Aşk , çocuklukta uğradığımız bütün haksızlıkları gidermek için bir fırsat değildir, " demiştim.
" Bunlarla ilişkili olmakla birlikte, bunlardan bağımsızdır. Kadınların aşkında hayatla ilgili bütün açıklıkları kapatmanın telaşı var. Bu yüzden aşk büyük bir yer kaplıyor hayatlarında, yalnızca duygularının taşkınlıklarından değil, şu saydıklarımdan ötürü de.. "
" Erkekleri anlamaya gelince : Erkekler anlaşılmaktan değil, anlaşılamamaktan hoşlanırlar. Onların gözünde anlaşılır olmak , ele geçirilmiş olmak demektir. Bugüne kadar hiçbir kadının onları anlamamış olması, kendi haklarında kurdukları o derinlik felsefesine , o yalnızlık mitolojisine , o yarısı gölgede kalmış loş erkek profiline pek uygundur ve öyle kalmasını isterler.
Kadınlarda bir ısrar, bir kıyamet" İlle de erkeğimi anlayacağım, " diye , anlayacaksın ne olacak ? Çekişmek, inatlaşmak , zıtlaşmak dururken..
" Sonuçta kızlar toplantısı bu.
Her toplantı gibi dağılır, gider. Eve dönerken biraz daha rahatlamış olmak , ötekilerden daha iyi durumda olduğunu hissetmek birçok kadına yetebilir. "
" Kimi kadınlar, çeşitli durum değerlendirmelerini didiklemeye vardırarak adamları canından bezdirirler. Açık söylemek gerekirse, kadın - erkek ilişkileri konusunda uzman - bilirkişi sayılabilecek kadar deneyim ve bilgi sahibi değilim ama , gene de sınırlı deneyimlerimden öğrendiğim kadarıyla , erkeğin her davranışına , her duygusuna , attığı her adımına " sözlükte" bir karşılık aramaktan vazgeçin. Yorulduğunuzla kalırsınız.
Erkekler öyle oldukları için öyle davranırlar. "