Jacopo Belbo

Kennedy iktidarından sonra gelen tüm başkanlar, sanki onu kendileri öldürmüş gibi, bu cinayetin hesabını verme durumuyla karşı karşıya kalmışlardır. Bu hesap verme hem hayal, hem de olgular düzeyinde geçerlidir. Bir kusura dönüşen bu cinayet arkadan gelen başkanlar arasında bir tür suç ortaklığının oluşmasına neden olmuştur. Sonuç olarak bu cinayetin bedelini simüle edilmiş suikastlerle ödemeye çalışmışlardır. Çünkü böyle bir cinayet ancak simüle edilebilirdi. Başkan Johnson’la Ford’un hedef oldukları bu başarısız suikastlerin önceden planlanmış suikastler olduğu ya da en azından birer saldırı simülasyonu olduklarını düşünebiliriz.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tükenmeye başlayan bir politika dünyasıyla birlikte Cumhurbaşkanları, (Clastres) ilkel toplumlarda bir iktidar kuklasından başka bir şey olmayan kabile şeflerine benzemektedirler.
Kapitali yok etmek isteyen mantığın bugün ondan bir farkı yoktur. Son iktidar kırıntısı da, yaratmış olduğu bu felâket sarmalını (spiralini), kalan son gerçeklik ışığıyla yok etmeye çalışırken, aslında, bu felâketin gösterge sayısını arttırmak ve simülasyon oyununu hızlandırmaktan başka bir şey yapamamaktadır.
Eskiden krallar ölmek zorundaydılar (tanrılar da). Zaten onları güçlü kılan şey de buydu. Günümüzün “krallarıysa” aşağılık bir ölme numarasına yatmaktadırlar. Bunu yapmalarının nedeni iktidarın “avantajlarını” elden kaçırmama isteğidir. Çünkü iktidar onların elinden zaten çoktan kayıp gitmiştir.
Amerika Birleşik Devletleri başkanları konusunda olduğu gibi. Kennedy cinayeti gerçek anlamda bir politik boyuta sahipti. Oysa Johnson, Nixon ve Ford yalnızca hayalî, simüle edilmiş suikastlere hedef olabildiler. Çünkü onlar birer iktidar kuklası olduklarını gizleyebilmek için bu türden yapay tehditlerin yaratacağı “aura”dan (cazibe, çekicilik) yararlanmak istediler.