Bu roman bir çocuğun vicdanı ve toplumun kuralları arasında nasıl sıkışıp kaldığının en büyük kanıtı niteliğinde. Sevgi ve nefretin ne denli iç içe olduğunu ve insani duyguların hayvani dürtülerle nasıl yok olabileceğini gösteriyor.
Roman derin bir psikolojik çatışmayı gözler önüne seriyor. İnsanın bireysel düşüncelerinin toplumsal baskılara maruz kalması sonucu nasıl içsel çatışmaya dönüşdüğünü görebiliyoruz. Törenin insanların hayatında bu denli etkili oluşu, kadınların toplumda ki yeri, gelenek ve göreneklere tanık oluyorsunuz . Kadınların kırsal kesimler de yaşadığı trajedi ve bunu nesillere istemsiz aktarımı sonucu yaşanan travmaların yıkıcı sonuçları, düşündürürken aynı zaman da kişinin kendini sorgulamasına neden oluyor. Psikolojik derinlikler içeren bu roman, toplumsal baskının insan hayatında ne denli etkili olduğunu bize açık bir şekilde gösteriyor. İnsanın vicdan ve töre arasında nasıl savrulup gittiğinin etkileyici hikayesi. Yaşar Kemal'in anlattığı topraklar kadar bereketli kalemiyle derin bir hikayenin içine çekilecek ve vicdanınızın en derin sularında kendinizi yüzerken bulacaksınız.