• İsmim Mehmed soyadım Uzun.
    Doğum tarihim 01.01.1953
    Herkes beni böyle biliyor
    Ama bunların hicbiri gerçek değil ;
    benim ismim Mehmed değil,
    Soyadım Uzun değil
    doğum tarihim bu değil.
    Ben yasaklı dilin yazarıyım .

    Mehmed Uzun
  • Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar.
  • Ben ise hep yaşanası zamanlarda aramıştım seni. Yalana başvurmadıkça benim olmayan kendi koşulumun sınırları içinde hiçbir anlam taşımayan bir umudu araya sokmadıkça... Bundan başka hangi gerçeği tanıyabilirim
    Demiş yazar anonim
  • Bu yazı, sevgili Fırat Mişe (Cyrano)'a ithaftır.

    İnsan, bir şeyi seçiyorsa insan, seçmek zorunda kalıyorsa beşerdir. Dil, din, ırk, düşünce seçilmez. Dünyaya geldiğimizde her şeyimiz seçilmiştir, biz zamanla sadece değiştirebiliriz. Ne zaman ki bir şeyleri seçebildik, işte o zaman insan oluruz. Ama öyle şeyler var ki, insan değiştiremez. Coğrafyanı, yani kaderini; dilini, yani anayurdunu; ırkını, yani geçmişini değiştiremezsin.

    İnsan içi boş bir kavanozdur; insanın içini dolduran nefes aldığı çevre, yaşadığı toplumdur. Her ne kadar "bu benim düşüncem" desek de seçtiğimiz düşünce, ya toplumun ya da çevrenin düşüncesidir.
    Seç(e)mediğimiz o kadar çok şey varken, neden bu şeyler için ağır bedeller ödüyoruz?

    Devlet, parayla beslenen bir canavardır; yaptığınız her iş için bir miktar para verirseniz, sizin için her şeyi yasal kılar.
    Böyle bir canavarın sözü, bir öğüt yoksa bir çıkar mı? İyi düşünün. İnsan devlete ihtiyaç duymaz, devlet insana ihtiyaç duyar.

    Bir dili, bir ırkı yok saymak, gökkuşağındaki bir rengi öldürmektir.
    Hiçbir kuş, bir kuş farklı öttü diye o kuşun sesini kısmaz ama insan kısar.
    -------------------------------------------------------------

    İsyan, haksızlığa uğrayan insanın içinde yaşar. O isyanı da insanın içine yerleştiren bir sistem, bir güç vardır. Ve o isyan bir gün eyleme geçerse, bilinmeli ki sistemde düzensizlik var. Ve işlenen tekmil suçlar, sisteme, düzene karşıdır. Bu ülkede içinde isyan olmayan bir insan gösterin, bende size mutlu bir insan göstereyim. Kürtlerin içinde bir isyan var, yıllardır yanar; hangi sistem, hangi güç o isyanı söndürebilir ki? Bir insanın kendi dilinde konuşması, müzik dinlemesi, hikâye yazması gayet normal değil mi? Peki, neden bu durumdan rahatsız olan bazı zihniyetler var? Bugün böyle bir şey yok, o eskidendi, demeyin. Var. Ve var olacak. Çağ değişse de ne yazık ki bazı insanlar değişmiyor. Bu ülkede en iyi Kürt, ölü Kürttür, diyen zihniyet var. Bir Doğu takımı diye ırkçılığa uğrayan takımlar yok mu? Var. Batı'ya gidince,hakarete maruz kalan Doğu'lu yok mu? Var. Ekmek parası için Batı'ya çalışmaya gidip, kaldığı şantiyede bazı zihniyetler tarafında saldırıya uğrayan yok mu? Var. Daha birçok örnek verebilirim. Bu ülkede henüz ırkçılık var.

    Bu ülkede "tek" sistemi var. O tek grubunda değilsen, polis yanında olmaz. Devlet yanında olmaz. Bu ülkenin ekmeğini yiyorsun, neden bu ülkenin devletine karşı geliyorsun, dersen; bu ülkede her vatandaş gibi vergimi ödediğim halde neden her vatandaşın sahip olduğu hakka, ben sahip olamıyorum? Senin devletin benim dilimi, ırkımı, geçmişimi unutturmak istiyorsa, neden senin devletine karşı gelmeyelim ki? Bu ülkede Doğu ve Batı ayırımı var. Batı'ya yapılan yatırım Doğu'ya yapılmıyor. Doğu'da terör var, diyorsunuz, neden bir çözüm üretmiyorsunuz? Doğu insanı, bu ülkenin insanı olarak sayılmıyor. Eğer çözüm istiyorsanız, "neden" sorusuna cevap verin. Doğu çocukları devleti neden sevmiyor? Doğu çocukları neden polise taş atıyor? Doğu çocukları neden hukuk okumak istiyor? Bu soruları kendi kafanızda çoğaltabilirsiniz.

    Bu ülkede kendi dilinde yazdığı için sürgüne yollanan aydınlar var, bu ülkede bazı ırkların haklarını savunduğu için hakkında soruşturma açılan yazarlar var, bu ülkede "Kürtçe ıslık çalmak" yasak diyen bir zihniyet var, bu ülkede bir "ırkı" kabul etmeyen bir zihniyet var, bu ülkede bir "dili" kabul etmeyen zihniyet var, bu ülkede korku, yasak, zulüm var, bu ülkede adaletsizlik var.

    Kendi ırkından başka bir ırka değer vermeyen bir ülke gelişemez! Bir "el" tek başına ses çıkaramaz. Bu ülke, durduğu yerde çırpınıyor ve çırpındıkça da bir çukur kazacak ve bir gün o çukura düşecek.
    ############################
    Kürtlerin bir ülkesi olmasa da, bir tarihi, bir dili vardı. Ve onlar unutulmaya çalıştırıldı. Uzun, ne o tarihi, ne de o dili unutturdu. Uzun, bir yazar değil, bir dava adamıydı. Bir amacı, bir yolu vardı. Ve dava adamı olmak için de birçok acı çekmek gerekirdi. Öyle ki Uzun sürgüne yollanıldı. Bu ülkede sadece Uzun mu sürgüne yollanıldı? Hayır. Ahmet Kaya, Kürtçe bir şarkı söyleyeceğim dedi, o güzel insanı da sürgüne yolladılar. Ya Musa Anter? Seyrantepe'de devlet öldürülmedi mi? Öldürüldü. Suçu neydi? O ıslık vardı ya, hani Kürtçe ıslık. Islığın dili mi var? Devlet varmış, diyor. Kürtçe ıslık çalmak yasak, diyor. Bak, o ıslığı Âpe Musa çaldı. Yaşar Kemal neden o kadar mahkemelik edildi? İnsanların hakkını savunduğu için. Ya bizim Mıgo? O neden kaçtı? Doğru ya, o bir Ermeniydi.
    Bu ülkede Türk olmadın mı, işin yaş. Hem Türk'ün dostu sadece Türk. Bir de Tanrı salt Türk'ü korur. Tanrı'nın gözü, salt Türk'ün üstünde. Bizim Tanrı'mız ile Türk'ün Tanrısı ayrı galiba.

    Hiçbir canlı tehlikeli değildir. Bir canlıyı tehlikeli eden bir güç vardır. Bir köpek karanlıkta kalınca vahşileşir, her gördüğüne saldırır. İnsanların zihni de karanlıkta kalınca her tarafa saldırır. Irkçı insan, karanlıkta yaşar; ne kendini görür ne de bir başkasını. Hayatı karanlık gören bir insana, gökkuşağından bahsetmek, kör olan bir insana denizi anlatmak gibi değil midir? Bir ırkın tarihini de karanlığa götürürseniz, aydınlığa kavuşunca ilk işi, onu karanlığa süren sisteme öfkesini boşaltmaktır.

    En büyük şiddet, kendine "neden" sorusunu sormamaktır. Şiddetle hiçbir problem çözülmez, neden sorusu sorularak çözülür. Dünya, tek bir renkle güzelleşmez, tekmil renklerle güzelleşir.
  • Ey dağların dertlerini dinleyen rüzgar!
    Benim artık yalnız sana itimadım var.
    Gelmiş gibi uzaktaki bir seyyareden
    Yabancıyım bu gürültü dünyasına ben.
    Sabahattin Ali
    Sayfa 58 - Yapı Kredi Yayınları
  • Naif insan Tolstoy’dan naif bir eser.. Kendi çocukluğunu, yaşadıklarını en önemlisini hissettiklerini öyle etkileyici anlatmış ki okuyanın da üzerine bir naiflik bir hafiflik yapışıyor ister istemez. Bünyesinde aşırı anne sevgisi barındıran bir insan olarak hislerimin tercümanı olan Tolstoy beni bir hayli etkiledi.. Adam olacak çocuk tabiri bu kez ‘yazar olacak çocuk’ dedirtti, gerçekten çocukken her şeyi öyle mi görüyordu yoksa yazarken ki Tolstoy mu ağır bastı bilemem ama ben çok beğendim. Tolstoy benim içib İyi ki’lerden..