• https://youtu.be/PwokKY0ii4U


    "Zor Günler"


    Benden önce söylenmiş sözlerin haklılığına
    Kizdığım oldu zamanında ama inandığımda
    Ömrümde her şarki başka bi kapi açti
    Bu sarkinin ardinda sen
    Bu kapinin ardindaysa benden önce söylenmiş sözler vardi

    Çok zor günler geçirdim vaktiyle
    Alemde savaşlar çirpinişlar nihayetinde
    Asik olmak kismetmis yar, sana..
    Asik olmak kismetmis yar..

    Seçtiğimiz hayatlar mi bunlar?
    seçtiklerimiz mi ?
    Bunca yokluk, bunca kiriklik, bunca aci
    Seçtiklerimiz evet !
    Hayat bu sevgilim çoktan seçmeli
    Senin askinsa bi dönem ödevi


    Bir gece cikip gelsen olmezsin yar
    Ölümlerden ölüm beğen gelmezsen yar
    Bir aksam çikip gelsen ölmezsin yar
    Ölümlerden ölüm beğen öleceğim yar

    Bir şarkı tuttum sevgilim bir kapı açtım ikimize
    İkimiz çokmuşuz meğer bu resme
    Kapatmadan bu kapıyı yinede
    Bu yaralar bereler sanadır bileler ...
    Bu yaralar bereler sanadir bileler
    Göreler askimi
    Sahidim gök kubbe
    Asigim bekletme

    Çok canım yanıyordu gördüklerimden ve göreceklerimden
    Benim kanayan dizlerim yoktu hayatta bi tek
    Benim de kanattıklarım vardı elbet
    Ezdigim kumlar ve geçtigim yollar hala gölgeni taşıyorlar
    Hani demiştim ya en başında
    Ne ayrılıklar ne aşklar ne başlangıçlar diye
    Yani demem o ki çok zor günler geçirdim vaktiyle

    Çok zor günler geçirdim vakiyle kalbimde
    Firari endiseler nihayetinde
    Asik olmak çok zormus yar sana
    Asik olmak çok zormus yar

    Bir gece çikip gelsen ölmezsin yar
    Ölümlerden ölüm begen gelmezsen yar
    Ölecegim yar
    Bu şarkı sadece benimdi sevgilim
    Ve ben büyük bahçeler istemiştim ikimize
    Yazmışsın ya 'onu sevebilecegimi düşünmüştüm' diye
    İşte o günden beri belkide bu yüzden sadece
    Bu yaralar bereler sanaydı aşkı bileler
    Göreler aşkımı şahidim gök kubbe
  • 128 syf.
    Yazarın diğer kitaplarını okumadım. Kendisiyle bu kitabını okuyarak tanışmam rahatsız edici.
    Genellikle kitapları yarım bırakmamaya gayret ettiğim, yarım bıraksam bile kütüphanemde olduğu sürece daha sonra tekrar okuyup bitirmek isteyeceğimi bildiğim için kendimi aşırı zorlayarak okudum.

    Beğenen kişilerin affına sığınarak, kitabın bana göre zaman kaybı olduğunu söylemeden edemeyeceğim. İçeriğinde birçok olumsuz örnek var. Üstelik o kadar karışık ki. Bence bunca insanın kitabı beğenmesi de bu karışıklığın neticesidir. Çünkü kitabı gerçekten beğenmeyen biri olan ben dahi, kitaptaki karışıklığın arasında bana hitap edecek cümleler bulabilirim.

    Güzel cümlelerine kanıp güzel bir kitap okuduğunuzu düşünenlerden olmazsınız umarım.
  • Siz Aşktan N'anlarsınız Bayım:????!!!!

    Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
    Alt katında uyumayı bir ranzanın
    Üst katında çocukluğum...
    Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden
    Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.
    Aşk diyorsunuz,
    limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!

    Allah'la samimi oldum geçen üç yıl boyunca
    Havı dökülmüş yerlerine yüzümün
    Büyük bir aşk yamadım
    Hayır
    Yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım
    Gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı
    Tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım...
    Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı.
    Aşk diyorsunuz ya
    Ben istemenin Allahını bilirim bayım!

    Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
    Balkona yorgun çamaşırlar asmay
    Ki uçlarından çile damlardı.
    Güneşte nane kurutmayı
    Ben acılarımın başını
    evcimen telaşlarla okşadım bayım.
    Bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum.
    İnsan kaybolmayı ister mi?
    Ben işte istedim bayım.
    Uzaklara gittim
    Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
    Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!

    Süt içtim acım hafiflesin diye
    Çikolata yedim bir köşeye çekilip
    Zehrimi alsın diye
    Sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz
    İlahiler öğrendim.
    Siz zehir nedir bilmezsiniz
    Zehir aşkı bilir oysa bayım!

    Ben işte miraç gecelerinde
    Bir peygamberin kanatlarında teselli aradım,
    Birlikte yere inebileceğim bir dost aradım,
    Uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin
    Bir şiir aradım.
    Geçen üç yıl boyunca
    Yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım.
    Ülkem olmayan ülkemi
    Kayboluşumu aradım.
    Bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.
    Bir ters bir yüz kazaklar ördüm
    Haroşa bir hayat bırakmak için.
    Bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.

    Kimi gün öylesine yalnızdım
    Derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
    Annem
    Ki beyaz bir kadındır.
    Ölüsünü şiirle yıkadım.
    Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım
    Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.
    Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
    Acının ortasında acısız olmayı,
    Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
    Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
    Aşk diyorsunuz ya,
    İşte orda durun bayım
    Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
    Kendimin ucunda
    Öyle ıslak,
    Öyle kötü kokan,
    Yırtık ve perişan.

    Siz aşkı ne bilirsiniz bayım
    Aşkı aşk bilir yalnız!
  • “Ey ezelde biz yok iken var olan,

    Ey biz yok olduktan sonra da varlığı ebedi olan Allah‘ım!

    Devran senin fermanına boyun eğmekte,

    yedi felek buyruğunun dizginlerini çekmektedir.

    Biz senin kapını çalanlardan,

    senin yolunda dünyasından [vaz] geçenlerdeniz.

    Dergâhında kulağı küpeli birer köleyiz.

    Hiçbir gönül yapıcıya umut bağlamadık,

    senden başka okşayanımız yok.

    Bütün şu umutlar; korkular hep senin içindir.

    Yargılayıcı sensin, ey kerem ıssı, bağışla bizi.

    Biz zavallılara çare bul,

    Sen de kapından sürersen kime yüz çeviririz?

    Senin nişanını taşıyan tasmalı köpekler gibiyiz.
    Şahlar yalnız bu köpeklerle avlanırlar.
    Mademki sen, bizim kendi bağından olduğumuzu,

    mülkünde boynu halkalı kumruların,

    tasmalı itlerin olduğumuzu kabul ediyorsun,

    o halde olur mu eksik dil, olur mu eksik dilmenlik? [güzel dil bilen, konuşan, söz söyleyen.]

    Söylenmiş, [bizden]

    söylenmemiş şeyler ancak pişmanlıktan ibarettir.

    Gönül nerede, bu kol kanad nerededir?

    Ben kim, Allah’ım seni ululamak nerede?

    Senin vasfında dilimiz dönmez.
    “Allah’ı anlayan dilsiz olur” hikmetini okumaktayız.
    Hem sözlerimden o kadar utanç duymaktayım ki,

    ya Rabbi sen beni nimetlerinle yarlığa,

    Senin karşına başsız ayaksız gelsek de,

    yine Rabbim varmak ümidiyle geliyoruz.

    Göç yüklendiği halde şu geri kalışımızı gör.

    Ey bizim sahibimiz olan Allah‘ım,

    şu zavallılığımıza bak.

    Sığındığımız kapı senin eşsiz kapındır.

    Kaçındığımız kapıdan bize el uzatacak da sen değil misin?

    Senin dergâhından başka bir kıbleye yönelmeyeceğiz.
    Sen de bizi okşamasan kim yüzümüze bakacak?
    Ey yaslılar dostu, bize yâr ol.

    Ey çaresizler çaresi, bize çare olur musun.

    Bizden önce senin merhametine kim el açtı?

    Bizden çok kim göz yaşı döktü?

    Suçlanmışı bağışla,

    sana yalvarırız.

    Bize çare bul, çünkü sana sığınmışız.

    Ey Nizami’nin adına şeref veren Allah,

    Sana kul olmak onun nazarında efendilik mertebesidir.

    Onun diline dua ve şükür armağanları gönder,

    seni tanımak bilgisini onun canına ulaştır. ”

    Nizami, Mahzen-i Esrâr
  • "...Bi’ gün sen de seversin, yanarsın bi’ gün sen de,
    Sanırsın cehennem var o nazenin bedende,
    Bulur derler ya hani, bulur bi’ gün eden de,
    Aşk seni de kavurur bi’ gün elbet Mualla...

    O gün işte dilerim aklına ben geleyim
    Ve seni o sevda ile kavrulurken göreyim,
    Hayaline sızıp da sana şöyle diyeyim:
    Aşk su ile sönmeyen bir yangındır Mualla...”
  • “Nereye kovdu baban seni?” diye sordu Derda.
    “Bir şey demedi. Siktir git, dedi. Ben de dolanıyorum öyle...”
    "Ne yaptın ki?”
    “Okulu bırakacağım, dedim.”
    “Niye?”
    “Sen de gitmiyormuşsun okula, öyle dedin!” dedi İsa.
    “O başka” dedi Derda. “Ben hiç gitmedim... Sen kaçtaydın?”
    “Dört.”
    “Tamam işte, bir yılın daha var. Sonra bitmiyor mu zaten?”
    İsa güldü.
    “Ne bitmesi ya? Daha ortaokul var, lise var, üniversite var!”
    Sonra dindi gülmesi ve sordu:
    “Sen neden gitmiyordun? Annenler mi göndermiyor?”
    “Yok” dedi Derda. “Ben bekliyorum.”
    “Neyi?”
    “Üniversiteyi! Ben oradan başlayacağım.”