Zaten kendimle savaşıyorum kimsenin tribini çekmek istemiyorum ve bence insanlar çok bencil hep ben ben ben aynen gtüm sen
İncitirler seni, bencil olmaya bak.
Sen kıyamazsın Onlar kıyar Sen düşünürsün Onlar düşünmez Sen seversin Onlar umursamaz Sen kırmazsın Onlar kırar Hayat böyledir işte Kendinden ne kadar fedakarlık yaparsan O kadar eksiltirler seni Hayat böyledir işte Şanslı olmayanlar solar.. 🥀
Duygu ve Düşünce
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Başörtüsü, sadece bir giysi ya da dini bir vecibe olmanın ötesinde, onu taşıyan kadının iç dünyasını, zarafetini ve duruşunu simgeleyen derin bir anlama sahiptir. Toplumda başörtülü kadınların varlığı, hem taşıyan kişi hem de çevresi için bambaşka bir anlam dünyasının kapılarını aralar. İşte başörtülü kadınların yansıttığı iffet, asalet ve çevrelerine verdikleri o özel huzura dair duygu ve düşünceler: İffetin ve Asaletin Görünür Hali İffet, sadece bedensel bir sakınma değil; ruhun, kalbin ve niyetlerin temiz kalma çabasıdır. Başörtülü bir kadın, bu içsel temizliği ve asil duruşu dış dünyaya vakur bir şekilde ilan eder. Özgür Bir Seçim: Başörtüsü, kadını nesneleştiren popüler kültürün kalıplarına karşı asil bir duruştur. Kendi değerini dış görünüşün geçiciliğinde değil, karakterinin ve inancının derinliğinde bulan kadının özgürlük ilanıdır. Sessiz Bir Saygınlık: Onun duruşunda, çevresindeki insanlara sınırlarını hatırlatan, saygı uyandıran sessiz bir otorite vardır. Bu asalet, zorlama bir saygıdan değil, kadının özündeki vakardan kaynaklanır. Çevreye Yayılan Bir Dinginlik ve Huzur Başörtülü bir kadının varlığı, çoğunlukla bulunduğu ortama samimi, güvenli ve huzurlu bir atmosfer katar. Bu huzur, onun hayata ve insana bakışındaki şefkatten beslenir. Güven Veren Bir Liman: İnancının getirdiği ahlakı hayatına yansıtan bir kadın, çevresi için bir emniyet simgesidir. Ondan kimseye zarar gelmeyeceğini bilmek, muhataplarına derin bir iç huzuru verir. Samimiyet ve Şefkat: Başörtüsünün simgelediği manevi iklim, modern dünyanın getirdiği o hırslı, bencil ve aceleci tavırları yumuşatır. Onun bir tebessümü, hayata karşı duyulan o yıpratıcı yorgunluğu hafifleten bir anne şefkati, bir kız kardeş sıcaklığı taşır. "Bir kadının zarafeti; giydiği kıyafetin renginde değil, o kıyafetin
Duygu ve Düşünce
Birini çok sevdiğimizde, onun hata yapabileceğini, bencil davranabileceğini ya da canımızı isteyerek yakabileceğini kabul etmek sandığımızdan çok daha zordur. Çünkü böyle bir gerçekle yüzleşmek yalnızca karşımızdaki kişiye olan güvenimizi değil, onunla kurduğumuz tüm anlam dünyasını da sarsar. Bu yüzder bazen gerçekler açıkça ortada olsa bile "Öyle demek istememiştir", "Aslında niyeti kötü degildi" ya da "Mutlaka bir açıklaması vardır" diyerek gördüklerimizi yeniden yorumlamaya çalışırız. Çogu zaman bu, karşımızdaki kişiyi korumaktan çok kendi içimizde kurduğumuz hikâyeyi ayakta tutma çabasıdır. Çünkü onun düşündüğümüz kişi olmadığını kabul etmek; verdiğimiz emeği, sevgiyi, zamanı ve bağladığımız umutları da yeniden değerlendirmeyi gerektirir. Böyle anlarda zihnimiz, elimizdeki gerçeklerle inanmak istediklerimiz arasında sıkışır. Karşımızdaki insanın potansiyeline, olabileceği hâline tutunur; sergilediği davranışları görmek yerine içindeki iyiliği görmeye devam etmek isteriz. Oysa görmezden gelinen her gerçek, zamanla ilişkideki alanımızı daraltır ve kendi sesimizi duymamızı zorlaştırır. İnanmak istemenin sunduğu o güvenli konfordan çıkıp olanı olduğu gibi görebilmek bazen can yakar; fakat hakikatin verdiği acı, kendimizi kaybettiğimiz bir yanılsamanın içinde. yaşamaktan çok daha iyileştiricidir
Duygu ve Düşünce
Remy de Gourmont, Livre des Masques, 1896
Bencil ve yozlaşmış toplumlarda, acıma ticaretinden daha karlı bir ticaret yoktur ve Yoksullar Ticareti, köle ticaretinden daha az sermaye gerektirir!
İnsanların en büyük kurnazlığı, kendi bencil emellerini gerçekleştirmek için başkalarını suçlu hissettirme becerisidir."