"İşte budur bizim en büyük zayıflığımız. Kendimizi sevmeyi öğrenmeden başkasını sevmeye çalışmak.
Kendi varlığımızı kabullenmeden başkasının varlığını onaylamak ve sindirmeye çalışmak.
Daha kendimizi hazmedemeden iyice çiğneyip özümsemeden başka birine yer açmak ve ona bağlamak tüm varoluşumuzu. Böyle bir denklemde mutluluk ve gerçek aşk yaşanabilir mi gerçekten?"
"Bu ağacı ellerimle sallamak isteseydim, gücüm yetmezdi. Ama gözümüzle göremediğimiz rüzgar ona istediği gibi eziyet ediyor, istediği yönde eğip büküyor. Tıpkı o rüzgarın ettiği gibi görünmez ellerdir bize de en kötü eziyeti edenler, bizi eğip bükenler."
"Yaşamı taşımak zordur, diyorsunuz. Diyorsunuz da neye yaradı o zaman sabah gururla taşıyıp akşamları ona teslim olmanız?
Evet, zordur yaşamı taşımak. Ama bu kadar da nazlı olmayın. Hepimiz dayanıklı eşekleriz, erkeğiyle, dişisiyle.
Ortak yanımız nedir, yaprağındaki bir çiy tanesinin titrettiği gül yoncasıyla?
Severiz yaşamı, aslında yaşamı değil de sevmeye olan alışkanlığımızı..."