bizler doğamız gereği umut ettiklerimize kolayca inanırız da, korktuğumuz şeylere zor inanırız ve bu tür şeylere hak ettiklerinden fazla ya da az değer veririz.
İnsan öyle bir doğaya sahip ki, çoğunlukla şanssız olana acıyor, şanslı olanı kıskanıyor ve başkasının sahip olduğunu hayal ettiği nesneyi sevdikçe nefrete o oranda katlanıyor.
Ama çoğu zaman olduğu gibi, çok şey görüp geçirmiş insanlar genellikle geleceği ya da geçmişe ait bir şey düşündüklerinde bocalarlar ve o şeyin akibetinden kuşku duyarlar.
susmak da konuşmak da insanın elinde olsaydı bu dünya çok daha mutlu bir yer olurdu ama yaşam bize defalarca göstermiştir ki, insan dilinden başka her şeye daha çok hâkim ve başka her şey yapabiliyor da bir tek arzularına gem vuramıyor.