Adı:
Ethica
Baskı tarihi:
10 Ekim 2018
Sayfa sayısı:
510
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051069685
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayınları
Baskılar:
Etika
Ethica
Ethica
Ethica
Felsefe tarihinin şüphesiz en tartışmalı eserlerinden biri olan ve ilk defa özgün dilinden çevrilerek Türkçeye kazandırılan Ethica, daha gençliğinde bağlı olduğu Yahudi cemaatinden aforoz edilen, eserleri yasaklanan, yaşamını bin bir zorlukla kazanmak zorunda kalan çetin bir insanın; kendisine geometriyi kalkan yapıp klas-ik ve skolastik felsefe terimlerinin içeriğini yeni bir bakış açısıyla doldurmaya, metafizik konuları matematik düşünme yöntemiyle kanıtlamaya çalışan hummalı bir zihnin ürünüdür.

Tanrı, doğa, insan, zihin, akıl, duygu, irade, özgürlük gibi en temel felsefi kavramları tanımlarla, açıklamalarla, önermelerle, önerme sonuçlarıyla, kanıtlamalarla ve notlarla örülü sıradışı bir üslupla ele alıp irdeleyen ve nihai amacı insanı sonsuz mutluluğa götürecek yolu göstermek olan Ethica, bu yönüyle felsefe tarihinin temel tartışmalarına ışık tutan mükemmel bir başucu kitabıdır
342 syf.
·16 günde·Puan vermedi
Spinoza'dan önermeler ve bunlara bağlı kanıtlamalarla dolu, hatta dolu dolu bir felsefi kitap.
Spinoza'nın da belirttiği gibi, eserin tarz ve sistemi "geometrik" bir şekilde düzenlenmiş. Geometri, Spinoza'nın düşünce yapısında bir düşünce biçiminin kusursuz bir şekilde ortaya konulmasının yolu olarak anlaşılır. Tıpkı Öklid geometrisinde olduğu gibi Spinoza da Ethica'sında temel aksiyomları önce ortaya koyar ve daha sonra sistemini bunun üzerinde inşa eder. Yani aksiyomların kesinlenmesinden sonra her şey tümdengelimli bir şekilde ortaya konulur. 
Öncelikle Tanrı'nın varlığı ve sıfatları ile başlıyor. 'Tanrı bir mi, sonsuz mu, tanrı yaratılması gereken mi?' tarzında soruları, kendi önermeleri ve bunlara verdiği kanıt niteliğindeki cevaplarla incelemiş Spinoza. Bu bölümden sonra ise ruhun varlığı ve yokluğuna, duygulara, yani biraz daha ahlâk ve varlık felsefelerine yönelmiş. Kıskançlık, şehvet, hırs, zalimlik, cüretkarlık gibi birçok duygunun tanımını yapmış kendince. Örneğin ödlekliği şöyle tanımlıyor: 'Emsallerinin üstlenmekten kaçınmadıkları bir tehlikeden korktuğu için arzusuna gem vuran bir insanın yaşadığı durum'. Bu gibi öznel tanımlardan, insanın duygu dünyasından oluşan bir bölüm. Hatta okurken en zevk aldığım bölüm diyebilirim. Çünkü bu tanımlarla bir yerde insana kendini sorgulatıyor aslında.

Biraz uzun sürdü okumam. Çünkü her ortamda her istediğinizde okuyabileceğiniz bir kitap değil bence. Bunun nedeni ise kitabın çok derin konular içermesi ve yoğun dikkat gerektirmesi. Alfa yayınları da kitabı gerçekten daha anlaşılır kılan bir sürü dipnot koymuş, bu yayından okumanızı öneririm.
Bol düşünmeler :)
342 syf.
Beş ana bölümden oluşan müthiş bir Spinoza eseri. Kropotkin ve Spinoza lafı hiç eğip bükmeden, başladığı paragrafın başında ne diyorsa sonunda da dediğini çok sağlam bir şekilde bağlamaları çok hoşuma gidiyor. Bir şey söylüyor ama onu da temellendirerek, kanıtlayarak ve daha önemlisi düşündürerek söylüyorlar. Okuyanı ya sorgulayarak muhalif olur yazara ya da sorgulayarak yazarı benimsemeye başlar. Ancak sorgulayarak... İşte bütün mesele burada. Spinoza'nın zaten hemfikir olunsun diye yazmadığı alenen ortada olduğu için insanı düşünmeye sevk eden felsefi eserlere bayılıyorum. Laf aramızda haz duyuyorum.

İçeriğine derinlemesine girip çok şey yazmak isterim ama okumayanlar vardır. Merak uyandırması açısından ana başlıkları şöyle bir sıralayayım ilgisini çeken alıp okusun.

- Tanrı hakkında
- Ruhun tabiatı ve kökü üzerine
- Duygulanışların kökü ve tabiatı üzerine
- İnsanın köleliği üzerine
- Zihin gücü ve insan hörgücü üzerine
342 syf.
·49 günde·Beğendi·8/10 puan
Ethica'yı okumak isteyenlere bu çeviridense, Kabalcı Yayınları'ndan çıkan Çiğdem Dürüşken'e ait olan çeviriyi tavsiye ederim, çünkü eserin ana dili olan Latince'den direk çeviridir. Hilmi Ziya Ülken'in bu çevirisi ise Fransızca kaynaktandır. Ayrıca Ethica'yı okumadan önce Spinoza'yı tanımanızı şiddetle tavsiye ederim.
419 syf.
·10 günde·10/10 puan
Spinoza'ya göre özgürlük, kültürel ve dini yanılsamalardan kurtulmaktır; yalnızca aklın egemenliğinde yaşayan insan özgürdür, fakat bu, mantığa uygun/rasyonel davranma Spinoza'da doğanın zorunluluğunun şeylerini yapmaktan başka bir şey değildir. Spinoza'nın sonsuz ve mutlak Tanrı diye ifade ettiği Doğa'da da ereksellik yoktur; gün ve gece, kederimize ve sevincimize aldırmadan başımızın üstünde döner durur. Doğa ya da Tanrı amaç gütmediğinden ötürü mükemmeldir, gerçektir, dayatır kendini insanın arzusuna. Duygularının esaretinde yaşayan insanın ise dıştan belirlenmiş, pasif bir kişiliği vardır, ancak etkin, kendini belirleyen bir kişiliğe yani özgürlüğe, akıl ile varabilir insan. Ve ona göre de yaşamın amacı budur; esaretten kurtulmak. Bu da ancak hayallerden yani fantaziden kurtulup yaratıcı güçleri devreye sokarak mümkün olabilir.

Spinoza'nın Conatus kuramının ilk önermesi ise şudur: "Tek tek her şey var olduğu sürece kendi varlığını sürdürmeye çabalar." Conatus, varlığı sürdürme isteği, evrensel yaşam mücadelesi anlamına gelir. Hatta Kabalcı baskısını okuduğum eserin kapağında şu ifade yazılı:
"...hiç kimse yarası iyileşecek umuduyla yaralanmak, sağlığına kavuşmak için hastalanmak istemez. Çünkü her insan mevcudiyetini korumaya ve her zaman mümkün mertebe kederden uzak durmaya çabalar." Oysa biz biliriz ki tam olarak yaptığımız da budur. Biz değil miyiz, inandığı şey uğruna canını hiçe sayan veya biraz olsun yüzeye yaklaşabilme umuduyla dibe daha çok batan...Ve Spinoza, bu noktada, intihar eden kişi için yalnızca zayıf karakterli demekle yetinir. Nietzsche ise karşı çıkar buna, "herkes hayatını sürdürmek için değil yalnızca daha fazlasını alabilmek için elinden geleni yapar." yani Spinoza'nın Conatus'u temelde bedenin dış etkenlere karşı kendini savunması iken Nietzsche de güç istenci, bunu tam tersi olarak anlatır. İnsan güç istenci içindeyken bedeninin sağlığını gözetmez. Çok bilinen "beni öldürmeyen acı güçlendirir" deyişi örneğin, Nietzsche'nin burada demek istediği gücün zayıflık olduğudur. Ölmek gereklidir biraz, çünkü ancak ölüler, arzudan muaf talihlilerdir, çünkü ancak arzu, bir illet gibi dokunmamıştır onların etlerine; dökülür, terk ederler o eski tapınağı.

Buradaki Conatus, daha çok Freud'un erosuyla, libidosuyla paralellik arz eder. Conatus yaşam dürtüsü, kendini koruma dürtüsü olarak Freud'da karşılığını bulur. Yine şu alıntıya karşılık (#70182450), Freud'un "Bilimsel Bir Psikoloji Taslağı" adlı makalesinde, onu, gelecekte zihinsel olayların, bedensel karşılıklarını bulabilecekleri bir bilimin gelişeceğini temenni ederken buluruz. Nitekim günümüzde nöropsikanaliz çalışmaları psişik/zihinsel olaylar ile beyindeki fizikokimyasal hareketliliği aynı zeminde buluşturmaya bakar.

Dedik ki Spinoza'ya göre insan özgür değildir çünkü arzusunun nedenini bilmez, ki bilinçdışının kâşifi Freud da bunu der; özneyi bilinçdışı bastırılmış arzuları yönlendirir, bunlar hakkında hiçbir şey bilmez özne. Yani esaretinin asıl nedeni bilinçdışı arzularıdır, kişi ancak iç ve dış gerçeklerin farkına varırsa özgürleşebilir. Bu noktada insanın özgürlüğü, duygularının esaretinden kurtuluşu, hayal ve fantaziden geçip iç ve dış gerçekliğin farkına varışına dönelim. Spinoza'nın hayal diye bahsettiği Lacan'ın fantazi diye kavramsallaştırdığı, onu katettiğimizde bizi özgürlüğe salan bu şey nedir? Hayal ya da fantazi, kastrasyonu perdeler, Öteki'deki eksiği, yarığı, çatlağı karartır, görünmez kılar bizim için. Fantazi, Öteki'nin gizemli arzusuna tepki olarak, ona yönelttiğim "bana ne istediğini söyle?" sorusuna verdiğim yanıttır. Fantazi anlamlandırma işleminde işe koşulan, masaya yatırılan imgedir. Ve aynı zamanda özneye arzusunu sürdürme imkanı verir. Bununla birlikte Spinoza'da, Nietzsche'de, Freud'da ve Lacan'da (tüm farklılıklarıyla) yakalanan ortak son, iyininin, kötünün fantazinin, düşün ötesine yerleştirilen Hakikat'tır. Yalnız Spinoza'nın insanı, duygunun esaretinden geçip akılla, özgürlüğü kucaklayabilirken Lacan'ın öznesi mutlak esaretinin dehşetine tanık olduktan sonra bir özgürlük yakalar fakat bu özgürlük bir kontrol ve değişim yaratabilme yetisi vermez özneye bu mutsuzluğunun sonsuzluğunu bilen öznenin özgürlüğüdür.
342 syf.
·Puan vermedi
Benedictus Spinoza(1632-1677) Ulus Bakerin anlata anlata bitiremediği Amsterdam Yahudi cematinden ailenin çocuğuydu. Dinbilgidi eğitimi ile yetişmesine rağmen erken yaşlarda cemat zihniyetine eleştiriler geliştirdi ve 24 yaşında kendini cematten attırdı. Spinoza'nın basılan ilk kitabı "Descartes Felsefesinin Ilkeleri ve Metafizik Düşünceler" dir. Bu bilgiden yola çıkarak Spinoza okumaları yapmadan önce Descartes felsefesini anlamaya yönelik okuma ve incelemeler yapmayı faydali ve gerekli görüyorum. Benim size bahsedeceğim Etika, Spinoza'nin ölümünden sonra yayimlanmıştir. Okumak isteyenlere özellikle Hilmi Ziya Ülken çevirisini öneririm. Etika, beş bölümden oluşan teori, önerme ve açıklama, kanıtları ile ilerleyen bir kitaptır. Kitabın ele aldığı başlıklar:
1.Tanrı hakkında
2. Ruhun tabiatı ve kökü üzerine
3. Duygulanışların kökü ve tabiatı üzerine
4. Insanin köleliği veya duygulanışlarının kuvvetleri üzetine
5. Zihin gücü veya insanın hürlüğü üzerine
Birinci bölümde cevher ve sıfat(yüklem) tanımları ve zorunlulukları üzerine düşünceler yer alır. Cevher ise Tanrı tanımı ile birleştirilir. Tanımlamalar ardından Tanrının sonsuz varoluşu ve zorunluluğu üzetine önermeler, scolieler dizilir. Tanri sorgulamasında Descartesin Meditasyonlar kitabını okumuş olmaniz zihninizi rahatlatabilir ya da zorlayabilir...bilemedim. Mevzu derin.
Ikinci bölümde ise insan ruhuna dair tanimlama ve önermeler yer alıyor. Açıkçası bu kısım bende ezber bozan uyanışlara sebep oldu. Insan ruhu gerçekten tanrisal bir ruh degil de tanrisal bilgi olabilir mi? Bu kısımda da yine Descartes okumaları yapmış olmanız iyi olacaktır. Aynı zamanda Spinoza'nın "zihin reformu" nu okuma istegine gebe kalacaksınız.
Üçüncü bölum ise Affectus kelimesi ile tanımlanan duygulanışlarla işlenmiş. Bütün duygulanışların sevinç, keder ve arzunun varyasyonlari olduğuna dair kanıtlamalar yapılır. Ulus Baker, Arzu ve Sanat kitabında bu konunun ayrintisina yer vermiştir.
Dördüncü bölümde yetkin ve eksik(yetkinsiz) , iyi ve kötü kavramlarına odaklanılmıştır. Insanın kendiliğinin ve kendisini bilmenin altı çizilir. Kendin bilmeyi Tanriyi bilmek ve kendini sevmeyi tanrisal sevgi olarak tanimlar."Ilim, ilim bilmektir. Ilim, kendin bilmektir...." aynen boyle iste. Ulus Baker yine bu konuya da kitabında yer vererek "insan, bildiğini sever" sözüyle belagatli bir özet yapmış oldu.
Son bölümde ise ruh ve akıl mekanizmalarının çalışması üzerine teori ve kanıtlamalar bulunur.
Genel anlamda felsefi bir alt yapı isteyen bir kitaptır: Etika. Kitabin son kısmında bölümlerin genel başliklari toparlanıyor ve size klavuzluk edebilecek tüyolar içeriyor. Okuyalım, akledelim ve kendimizi tanıyalim. Aristo özgürlüğü kendilik bilincine varmak olarak tanımlamıyor mu? E o zaman kır zincirlerini. "Sapere aude" ✌ Baruch Spinoza Baruch Spinoza Etika
342 syf.
·5 günde·Beğendi
"Geometrik Düzene Göre Kanıtlanmış ve Beş Bölüme Ayrılmış olan ahlâk "
Spinoza kitabının başlığı ile düşüncelerini nasıl anlatmak istediğini bize sunmuş.
İlk bölümde Tanrı kavramını soruştururken geometrik temellendirme yöntemini kullanmış. Felsefesini oluştururken etkilendiği Platon da antik çağ da Akademisinin kapısına "Geometri bilmeyen giremez" yazmıştı.
Kitap beş bölümden oluşmaktadır:
-Tanrı Hakkında
- Ruhun tabiatı ve kökü üzerine
- Duygulanışların kökü ve tabiatı üzerine
- İnsanın köleliği veya duygulanışların
kuvvetleri üzerine
- Zihin gücü veya insanın günlüğü üzerine.

Her bölümde tanım, aksiyom, önerme şeklinde soyut bir dil kullandığından okuyucuyu düşünmeye ve sorgulamaya yönlendiren bir eser.
Spinoza'nın hayatı, teolojik ve politik felsefesi incelendikten sonra Etika okuması çok daha kolay olur diye düşünüyorum.
İyi okumalar dilerim.
342 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Einstein'ın fizikte yerçekimi yasalarının keşfine eşdeğer fikirler barındırdığını söylediği kitap. Nihayetinde Einstein : "Ben Tanrı'ya Spinoza'nın anlattığı şekilde inanıyorum" diyecekti. Ayrıca kitapta maddenin hareketine dair anlatılan önermelerin, kitap yayımlandıktan 10 yıl sonra ortaya atılan Newton'un hareket yasalarıyla paralellik arz etdiği de kişisel gözlemimdir. Panteizm görüşünün -kaideler açısından- en önemli kaynağıdır. Oldukça beğendiğim bir eserdir. Felsefeyle ilgilenenlerin mutlaka günün birinde okuyacağını umut ediyorum.
510 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Kitap 5 bölümden oluşuyor.
1. Tanrıya dair
2. Ruhun tabiatı ve köküne dair
3. Duygulanışların köküne ve tabiatına dair
4. İnsanın köleliğine ve duygulanışların kuvvetine dair
5. Zihnin gücüne yada insanın hürlüğüne dair
Yazar bu beş bölümde her bölümün de kendi içinde birbirinden farklı öneri/hipotez içermekte ve bunları da kanıtlama yapıyor.
Kitapta ki konularda bir takım önerilerde bulunuyor ve bu önerileri kanıtlamaya çalışıyor ve bazılarından sonra o konuyla hikaye örneklendirme yapıyor.
342 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Tekil birşey yani sonlu ve sınırlı varoluşa sahip herhangi birşey kendisi gibi sonlu be sınırlı varoluşa sahip başka bir neden tarafından varolmaya ve bir eyleme belirlenebilir ..
342 syf.
·Puan vermedi
Tanri, Ruh, Beden, Tabiat, Duygulanislar, Insanin Köleliği ve Hürlü

"Umut, gercekten, olmasi bize kesin degil diye gorunen gelecek veya gecmis bir seyin hayalinden meydana gelmis kararsiz bir sevincten baska bir sey degildir."
Hosuma giden bu alinti ile basladim. Eserde altini cizdigim ve okurken haz veren, dusunduren oldukca fazla cumle var. Yalniz bu kitabi okumak icin harcadigim sure, ayni kalinlikta olan, ayni tarzda olan kitaplarla karsilastirmayacak kadar uzundu. Nedeni benim ortalama bir zekaya sahip olmam olabilir tabi ki , bir kac yerde tekrar yapmak zorunda kaldim, anlamak icin. Ki bu kitabi tamamen anlamak icin bu kitabi aciklayan kitaplar okumak lazim kanisindayim. Okumak icin bu kadar uzun sure kullanmamin bir diger nedeni ise;
" Onerme XIX
Her kim Tanriyi severse, Tanrinin da, onu sevmesi icin caba yapamaz.
Kanitlama
Eger bir insan boyle bir caba yapabilseydi, o halde (17' nci onermenin onerme sonucu), onu seven Tanrinin Tanri olmamasini isteyecekti ve bunun sonucu olarak (önerme 19, bolum III), kederlenmis olmasini isteyecekti ki ( Onerme 28, Bolum III) ..."
onermelerin birinden ornek verdigim uzere, parantez icersinde belirtilen kisimlara geri donus yapip tekrar etmek zorunda kaldim. Hic bir zorunlulugum yoktu elbette ama yani yarim yamalak anlamak istemedim. Ve onermelerin cogunda boyle parantezler mevcut. Bu da biraz okumami uzatti. Konsantre olup okunmasi gerekli cunku gercekten agir ve bir o kadar da lezzetli bir eser.
Okumanızı tavsiye ederim
510 syf.
·17 günde·6/10 puan
Spinoza görüşlerini ilk defa okuduğum bir felsefeci olarak kendisine en yakın bulduklarım arasına girdi.
Kitapta önermelerden yola çıkarak sonuçlara ulaşırken bu yolculuk esnasında kimi zaman birbirini tekrar ediyormuş gibi gelse de sonuç kısmını okuduğunuzda aslında vermek istediği anlamı pekiştirmek için yaptığını ve bu konuda çok da başarılı olduğunu görüyorsunuz.
Hayata dair birçok kavramı tanımladığı, kendisindeki anlamını aktardığı bu satırlar, evrendeki konumumuz, insanlık, ve içimizde dışımızda olanları kavrama çabası içinde zihnimizde oluşan sorulara cevap niteliğinde.
Açıkçası sonuç kısımlarından adım adım kitabın bitimine ulaşırken aydınlanmamı, soru işaretlerimin bir nebze giderilmesiyle iç huzuru yaşadığımı söyleyebilirim.
İyi okumalar
Yaşadıklarımdan öğrendim ki, günlük yaşantımızda biteviye olan olaylar aslında boş ve anlamsız şeyler. Anladım ki zihnimi ele geçirmelerine izin vermediğim sürece, korkularıma neden olan durumların hiçbiri kendi başına ne iyi ne de kötü. Bu yüzden ben de en sonunda kararımı verdim ve... salt zihne hitap edebilecek nitelikte bir şey varsa, yani, keşfettiğimde ve kendisine vakıf olduğumda gerçekten de bana sürekli, üstün ve sonsuz mutluluğu yaşatabilecek nitelikte hakiki iyi diyebileceğim bir şey varsa, işte bu şeyi araştırmaya koyuldum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ethica
Baskı tarihi:
10 Ekim 2018
Sayfa sayısı:
510
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051069685
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayınları
Baskılar:
Etika
Ethica
Ethica
Ethica
Felsefe tarihinin şüphesiz en tartışmalı eserlerinden biri olan ve ilk defa özgün dilinden çevrilerek Türkçeye kazandırılan Ethica, daha gençliğinde bağlı olduğu Yahudi cemaatinden aforoz edilen, eserleri yasaklanan, yaşamını bin bir zorlukla kazanmak zorunda kalan çetin bir insanın; kendisine geometriyi kalkan yapıp klas-ik ve skolastik felsefe terimlerinin içeriğini yeni bir bakış açısıyla doldurmaya, metafizik konuları matematik düşünme yöntemiyle kanıtlamaya çalışan hummalı bir zihnin ürünüdür.

Tanrı, doğa, insan, zihin, akıl, duygu, irade, özgürlük gibi en temel felsefi kavramları tanımlarla, açıklamalarla, önermelerle, önerme sonuçlarıyla, kanıtlamalarla ve notlarla örülü sıradışı bir üslupla ele alıp irdeleyen ve nihai amacı insanı sonsuz mutluluğa götürecek yolu göstermek olan Ethica, bu yönüyle felsefe tarihinin temel tartışmalarına ışık tutan mükemmel bir başucu kitabıdır

Kitabı okuyanlar 672 okur

  • Serdar Köşkeroğlu
  • Tuğba
  • Yeşim G.
  • Gülcan Sona
  • Ayhan DURMUS
  • Sedat Temel
  • _Nihade
  • Nur Yavuz
  • dilek
  • Yüksel Yüksel

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10.5 (20)
9
%5.8 (11)
8
%6.3 (12)
7
%1.1 (2)
6
%1.6 (3)
5
%0.5 (1)
4
%0
3
%0.5 (1)
2
%0.5 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları