Eğer onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkacak olsalardı, gerçekten: “Herhâlde gözlerimiz boyandı; daha doğrusu biz galibâ sihirlenmiş kimseler topluluğuyuz!” diyeceklerdi.
Nihâyet hesabları görülüp işleri bitirilince şeytan onlara şöyle der: “Muhakkak ki Allah, size gerçek bir va'd ile söz verdi; ben de size va'd ettim; fakat size sözümde durmadım. Bununla berâber benim için sizin üzerinize zorlayacak bir güç yoktu; sizi sâdece çağırdım siz de hemen ve hiç sonunu düşünmeden bana uydunuz. Öyle ise beni kınamayın; bil'akis kendinizi kınayın! Bugün artık ne ben sizin kurtarıcınızım, ne de siz benim kurtarıcımsınız! Daha önce dünyada iken beni Allah'a ortak koşmanızı doğrusu ben bu gün inkâr ettim.
Ve kıyâmet günü onlar hep birlikte Allah'ın huzûruna çıkarlar da zayıflar, büyüklük taslayanlara der ki: “Doğrusu biz size tâbi' idik; şimdi siz, Allah'ın azâbından herhangi bir şeyi bizden def' edebilecek kimseler misiniz?” Onlar da derler ki: “Eğer Allah bizi hidâyete erdirseydi, biz de sizi elbette hidâyete sevk ederdik. Artık sızlansak da sabretsek de bizim için birdir; bizim için kaçıp sığınacak bir yer yoktur!”