Düşünüyorum da gerçekliğin susuzluğumu giderip gideremeyeceğini yoklarsam ifadesiz binalar, ifadesiz yüzler ve ifadesiz hareketlerle karşılaşırım. Taş yığınları, bedenler, fikirler -hepsi ölü. Bütün hareketler tek bir büyük hareketsizlikte toplanmış. Her şey bana anlamsız geliyor; alışık olmadığım için değil, bu şeylerin ne olduğunu bilmediğim için. Dünya yavaşça kaybolup gidiyor. Bu anın tek gerçekliği olan ruhumun derinliklerini ise yoğun ve görünmez bir keder, karanlık bir odada ağlayan birinin sesindeki gibi bir hüzün kaplamış.