Bu kitaba bayılıyorum. İlk bakışta biraz gerçek dışı ama hoş bir kişisel gelişim kitabı gibi geliyor. Yüksek bilinç, evrensel sevgi ve kolektif bilgelik tarafından yönetilen bir dünya... Ama şöyle bir bakış açınızı değiştirirseniz kitaptaki toplumun tam olarak Hint Kast sistemi güzellemesi ve Avrupalı beyazların acayip spiritüalizm tarikatlarının bir karışımı olduğunu fark ediyorsunuz (bkz. Midsommar filmi).
Ortada keskin sınıf ayrımlarıyla bölünmüş bir toplum var: bireyler bilinç seviyelerine göre sınıflandırılıyor ve bu seviyeye ulaşamayanlar temelde daha aşağı varlıklar olarak görülüyor. Kolektif düşünce yapısı dayatılıyor, bireysellikler ve aykırı düşünceler gelişmemişlik seviyesi olarak görülüyor. Partneriniz, yeriniz, hayatınız vs. her şey sizin adınıza belirleniyor.
"Evrimsel elitizm" diyebileceğimiz bir yapı var. Yani, sadece yeterince gelişmiş bilinçler liderliğe layıktır. Bu da bir çeşit ruhsal oligarşi yaratıyor. Kolektif akıl ve evrensel sevgi temalarıyla süslenmiş bu sistemin içinde aslında büyük bir zihin baskısı yatıyor.
Size kendinizi kurban etmeniz söylenirse yapmanız bekleniyor. Bir şeye itiraz ederseniz yeterince gelişmiş olmadığınız, ermiş seviyesine ulaşamayacağınız iddia ediliyor. “Bizim gibi düşünmezsen ölümden sonra mutlu olamazsın” deniliyor. Bu düzeni reddeden diğer insanlar aşağılık, pis, iğrenç varlıklar olarak gösteriliyor.
Neyse, bu kitabı 10 yıl önce okuyup bayılmıştım. Şimdi düşününce tarikatlar insanların aklına nasıl giriyor daha iyi anladım