Günümüzde insanların mutluluğu eğlenmeye dayanıyor, eğlenmenin altındaysa ''almanın'', tüketmenin doygunluğu yatıyor. Tüm dünya, ağzımıza layık büyük bir nesnedir; büyük bir şişe, büyük bir elma, büyük bir memedir. İnsan, ebediyen beklenti içinde ve ebediyen düş kırıklığı yaşayan bir emici olup çıkmıştır. Karakterimiz değiştokuş etmek, almak, tüketmek, değiştirmek üzerinde kuruludur. İster ruhsal olsun ister nesnel, ne varsa her şey tüketimin ve değiştokuşun nesneleridir.
Birini sevmek sadece güçlü bir duygu değildir; bir düşünce, bir yargı, verilen bir sözdür. Eğer sevgi sadece bir duygu olsaydı, karşılıklı verilen sonsuza kadar sevme sözlerinin hiçbir temeli kalmazdı. Duygu geldiği gibi gider; içinde yargı ve düşünce yoksa, sonsuza dek süreceğinden nasıl emin olabilirim?
Çocuk sevgisi, ''Seviyorum çünkü seviliyorum'' ilkesine dayanır. Büyüklerin sevgisinin ilkesi, ''Seviliyorum çünkü seviyorum''dur. Olgunlaşmamış sevgi, ''Seni seviyorum çünkü sana ihtiyacım var''der. Olgunlaşmış sevginin söylediği ise ''Sana ihtiyacım var çünkü seni seviyorum''dur.