Berfin

Berfin
@berfiins
Avukat
Lisans
Konya
154 okur puanı
Mayıs 2015 tarihinde katıldı
Puan vermedi·127 syf.··
Beğendi
·
2022 11. kitabı
Kadınlar ve kurmaca üzerine düşüncelerini yazmakla kitaba başlıyor Woolf. Shakespeare'nin eserlerini yazdığı 16.yüzyılda o döneme ait bir kadın yazar olmayışı üzerine kafa yoruyor. Bu noktada bir varsayımdan hareketle Shakespeare'nin bir kız kardeşi olsaydı ne olurdu diye soruyor. Kız kardeş Judith yaşasaydı olabilecek olan muhtemel yaşamını okuyunca aklıma doğrudan Mozart'ın kız kardeşi olan Maria Anna Mozart geldi. Kendisi 18.yüzyılda gerçekten yaşamış bir karakter ve sonu hüzünlü biten bir hikayesi var. Tıpkı Judith gibi. 16.yüzyıldan 19.yüzyıla kadar edebiyatta yer alan İngiliz kadın yazarlarının eserlerini inceleyen, sorgulayan, yer yer eleştiren bir tutumla devam ediyor yazarımız. Kadınların yazarken, erkeklerden daha geride kalmalarının nedenlerini araştırıyor. Kitabın sonunda ise tüm kadınlara sesleniyor: Sizden her türlü kitabı yazmanızı istiyorum, ne kadar önemsiz ya da ne kadar geniş görünürse görünsün hiçbir konudan ürkmeyin.
Edebiyat
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·64 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
Yazar Fransız hukukçu ve düşünür. Amerika'daki siyasi sistemi incelemek için Amerika'ya gitmiş ve Amerika'da demokrasi kitabını bizlere kazandırmıştır. Bu kitapla büyük bir ün kazanmıştır. Söz konusu kitabı zikretmemin sebebi işbu kitabın da Amerika'da demokrasi kitabinin bir kısmından oluşması. Mutlak eşitliğin demokratik toplumlar nezdindeki tehlikelerini ortaya koyan yazar, bu durumun merkezi hükümetler için olan faydalarını sıralar, onları güçlendirirken bireyi de aynı ölçüde ne şekilde güçsüzleştirdiğini, bu şekilde yurttaşlarının iradelerinin egemenin iradesi altında nasıl ezildiğini kaleme almıştır. Yazarın deyişiyle "Egemen her ulusu, iktidarın çobanlık ettiği, uysal ve çalışkan bir hayvan sürüsüne çevirir.(sayfa 45)" Bireylerin yukarıda bahsettiğimiz koşullardan siyrilabilmesinin yolu olarak akla gelen çözümlerden biri devrim olsa da yazar, devrimin demokratik toplumlarda çok daha tehlikeli olduğunu söylüyor. Devrimin ebedi zararlar yaratma riskini de bünyesinde barındırması gerekçesine dayanıyor. Burada bireylerin kendini savunabilmesinin yegane yolunun basın özgürlüğü olduğunun altını çiziyor. Eşitlik, bireyleri birbirinden yalittıgi için demokratik özgürlük aracı olarak basına vurgu yapıyor. Öncelikle hukukçular, siyaset bilimi ya da kamu yönetimi gibi bölümleri okuyan sosyal bilimci arkadaşlara önerilir. Bunun dışında siyasete ilgisi olan herkesin okuyabileceği bir kitap, kesinlikle ağır bir dili yok, tavsiye ederim.
Siyaset & Politika
Demokratik ZorbalıkAlexis de Tocqueville · Can Yayınları · 20201,421 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
Beğendi
·
2021 19. kitabı
Ah Akakiy Akayiyeviç... Aslında kitap hakkında inceleme yazmayı düşünmüyordum. Çünkü zaten bini aşkın inceleme yapılmış. Ancak bana bir anımı hatırlattı. O nedenle paylaşmak istedim. Toplum tarafından işlerini düzgün yaptığı için dışlanan sıradan bir memurun öyküsü. Bizde de benzer bir karşılığı var bunun: inek öğrenci. İşini düzgün yapan, çalışkan, disiplinli insanlar çevreleri tarafından belki kiskanildigi belki de örnek gösterildiği için hor görülürler. Akakiy Akayiyeviç de onlardan biri. Kendisine bir palto almak zorunda kalır ve aldığı pahalı bir palto sayesinde toplum tarafından kabul göreceğini sanır. Nitekim paltosunu çaldirinca bu ihtimal de ortadan kalkmıştır. Akakiy Akayiyeviç'in başına gelen hırsızlık olayı üzerine bekçilere ve polislere başvurduğu zaman karşılaştığı tepki bana bir anımı hatırlattı. Öğrenci olduğum dönemde ki şehir dışında okuyordum, taksim meydaninda yürürken cep telefonumu caldirmistim. Ardından Taksim polis karakoluna gittim ancak bana olayın gerçekleştiği yer hususunda net bir tarif yapmam gerektiği aksi halde kameralarin incelenemeyecegi bilgisi verildi. Ben yaklaşık 100-200 metrelik bir alan tarif etmiş olsam da bu alanın çok geniş olduğu için bütün kameraların incelenemeyini söylediler. Şehir dışında okuyan bir öğrenci olduğumu tekrar telefon alacak param olmadığını anlatmaya çalışsam da bir işe yaramadi. İfademizi verdikten sonra kaldığımız yurdun yolunu tuttuk ve yaklaşık bir ay sonra savcılıktan gelen takipsizlik kararı ile de çaresizliğim taçlandı. Akakiy Akayiyeviç de polis karakoluna gittiğinde kendisine gecenin o saatinde neden orada olduğu gibi alakasız sorular sorulmuş, gerçekten olayın peşine düşülmemiş sadece mağdurun mağduriyeti ikiye katlanmıştır. Bu da bana bugün ülkemizdeki kadın cinayetlerinde kadınlarımız için
Edebiyat
PaltoNikolay Gogol · Tutku Yayınevi · 201746,2bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2021 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2021 16:29
Strazburg'ta Türk Etütleri Enstitüsü'nden emekli olan hocamız Server Tanilli'nin buradan ayrılışına adına bir sempozyum düzenlenir. Düzenlenen sempozyuma dünyadan ve Türkiye' den çeşitli aydınlar katılır. Server Tanilli'ye hangi konu hakkında sempozyum yapılmasını istediğini sorduklarında Türkiye'de Aydınlanma Hareketi cevabını verir ve böylece bu kitap ortaya çıkar. Her ne kadar 1997 yılında yapılmış bir sempozyum olsa da birçok konuda günümüzü yansıtıyor. Bektasilikten başlayarak, eğitim, müzik, kültür, resmi tarihçilik, tarihte ve günümüzde toplumda kadının konumu gibi daha birçok konunun çok ayrıntıya kaçmadan Türkiye'de Aydınlanma üzerindeki etkisini açıklıyor. Şahsen beni en çok eğitim ve kadının rolü bölümleri etkili. Belki de aydınlanma konusu üzerinde en etkili olduklarını düşündüğüm konular olduğu için etkilendim. Kitabın birçok yerinde dipnot ve kaynakça da mevcut. Bu da benim için etkileyiciligini arttırıyor. Türkiye'de aydın olduğunu düşünen ya da aydın olmak isteyen her okur okumalı. Çünkü sadece okumak aydın olmaya yetmiyor.
İnsan ve Toplum
Türkiye'de Aydınlanma HareketiServer Tanilli · Alkım · 200622 okunma
Puan vermedi·122 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
Julius Fucik, henüz 40 yaşında iken Gestapo hapishanesinde idam edilen Çek asıllı yazar, gazeteci, müziksever, devrimci… Fucik tutuklu kaldığı ve türlü işkencelere maruz kaldığı hapishanede bir subayın verdiği kağıt ve kalem ile yaşadıklarını, tanık olduklarını notlara dökmeyi başarmış ve bu notlar öldükten sonra eşine verilmiş. Bu subay sayesinde anılarını, gördüklerini bize aktarıyor ve biz de bu yaşadıklarına bir nebze olsa da şahit oluyoruz. Kitapta amacını şöyle tarif ediyor: ‘Benim yapmak istediğim de buydu. Burada ve dışarıda kahramanca ve gerçekten savaşmış ve ölmüş yoldaşlarımın anısını canlı tutmak istiyordum. Ama en zor koşullar içinde en az yoldaşlarım kadar inançla ve yüreklilikle bize yardımcı olanları da anıtlaştırmak istiyorum. Onları yüceltmek için değil başkalarına örnek olsunlar diye yapmak istedim bunu. Çünkü insanlığın görevi bu kavgayla son bulmayacak ve insanlar, gerçekten insan olmadığı sürece, onurlu bir insan olmak için kahramanlık gerekecek.’ Fucik kendi kahramanlık mücadelesinde sonuna kadar savaşmış, son anına kadar yazmış. Bu mücadeleye ortak olmak isteyen herkes okumalı. İyi okumalar dilerim.
Tarih ve Siyaset
Darağacından NotlarJulius Fuçik · Payel Yayınları · 1997464 okunma
Reklam