Aristoteles yıldız ve gezegenlerin hareketlerinin dünyadaki hareketleri yönettiğini düşünüyordu. Ama gök cisimlerini de hareket ettiren bir şey olmalıydı. Bu şeye Aristoteles ilk devindirici ya da Tanrı demişti. İlk devindiricinin kendi hareket etmez, ana gök cisimlerimim hareketinin ve dolayısıyla doğadaki bütün hareketlerin ilk nedeni odur.
Pek çok insan Tanrı’nın dünyayı üzerinde insanlar ve hayvanlar yaşasın diye yarattığına inanır. Bu açıdan bakınca, insanlarla hayvanların yaşayabilmesi suya bağlı olduğu için ırmaklarda su aktığını da ileri sürebiliriz elbette. Ama o zaman da Tanrı’nın amacı ya da niyetinden bahsetmiş oluruz. Yağmur damlalarının ya da ırmaklardaki suyun bize iyilik etmek istediğinden değil.
Aristoteles doğanın her köşesinde bir amaçlılık olduğuna inanmıştı. Yağmur, bitkiler büyüsün diye yağar, portakallar ve üzümler, insanlar da bunları yesin, diye büyür. Bilim bugün böyle düşünmüyor. Bunu yerine besin ve nemin insanların ve hayvanların yaşama koşulu olduğunu söylüyoruz. Bu koşullar yerine gelmeden var olamayız. Ama portakalların ve suyun bizi beslemek gibi bir niyeti yok.