Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Evet, ülkeyi, hatta dünyayı kurtardık. Şimdi ne yapacağız? Şeklinde başlayan kitabımız, yeni bir krallık düzeni kurmaya çalışan karakterlerimiz ve tabii ki bu krallığı ellerinden almak isteyen diğer güçlü karakterlerin ülkeyi kuşatmasıyla hem içeride hem dışarıda denge ve düzeni sağlama çabasını anlatmayla başlıyordu.
Politik oyunlar, bazı ihanetler, doğru olan, yapılması gereken nedir ve doğru şey için yapılan yanlış yanlış mıdır çatışmaları..
İkinci kitaba malum kişinin yasını tutarak başladım ve bu bir süre devam etti maalesef, diğer karakterlerin de ondan bolca bahsettiklerini görmek biraz olsun iç rahatlatıcıydı. O olmadan bu kitaplar nasıl okunacak, keyif alabilecek miyim endişem vardı. Hala geri dönecek hissiyatını taşıyordum hatta, sonra bu düşüncemden vazgeçtim.
Başlarda biraz yavaş aktı. Yine de sıkıldığımı söyleyemem. Kitap bir şekilde okutuyor, merak ettiriyor kendini. Yaklaşık son 200 sayfayı ise soluksuz okudum.
Önceki kitapta da bu kitapta da kaç kez ters köşe oldum bilmiyorum ama normalde çok sık yaşamadığım bu hissi seviyorum.
Karakterlerin iç tahlillerini, iç hesaplaşmalarını fazlaca gördüğümüz bir kitaptı. Bazı karakterlere daha çok odaklanmıştı, diğer bazı sevdiğim karakterlerin de düşüncelerini daha çok görmek isterdim. Dockson ve Ham gibi. Breeze'inkileri görmeyi sevdim.
Ellend'ın dürüst ve idealist karakterini ve kim ne derse desin bunu bozmayışını şahsen çok sevdim. Keşke her lider böyle olsa.
"İyi adamlar berbat bir kral olabilir"
"Ama kötü adamlar iyi bir kral olamaz"
Karakterlerin adım adım gelişimini bu kitapta da çok beğendim. Olayların ilerleyişi güzeldi, tatmin etti.
Vin'in düşüncelerine bir yere kadar o kadar sinirlendim ki.. Anlatamam..
Tindwyl'a başta ön yargılıydım ama sonra çok sevdiğim bir karakter haline
İki sorum var; bu kitap ne böyle ve ben neden daha önce duyup okumadım!.. Fantastik türünü seviyorsanız kesinlikle okumalısınız!
Daha ilk sayfalardan itibaren beni aldı ve evreninin içine dahil etti. Ben resmen orada yaşamaya başladım.
Bu metal sistemi biraz kafa karıştırabilecek bir şeydi fakat zaten baş karakter de yeni yeni öğrendiği için onunla birlikte en detayıyla her şeyi anlayabiliyoruz. Başlarda birkaç kez en arka sayfadaki yere baktım ama sonrasında gerek bile duymadım.
Her bir karakter o kadar ince ince işlenmiş ki.. Hepsiyle de bağ kurabildim. Hepsini de çok sevdim... Karakter gelişimleri muazzamdı. Olayların işlenişi, birbirine bağlanışı muazzamdı. Ve tutarsız olabilecek bir şey de göremedim. Her şey evrenin kuralına uygundu. Tempo sürekli yüksekti. Merak unsuru çok yerindeydi. Sonraki adımda ne olacağını hemen hemen hiç tahmin edemedim. Ters köşe olduğum anlar da oldu. Güldüğüm, üzüldüğüm...
Uzun zamandır okuduğum kitapları o kadar sevmemiştim ki kendimde sorun görmeye başlıyordum artık. Bu kitap ilaç gibi geldi bana. Bir fantastik kitaptan bekleyebileceğim her şeye sahipti.
Yalnız bir iki şey aklıma takıldı; ~SPOILER~
Öncelikle.. malum kişinin sonda ölmesini hiç beklemiyordum ve şart mıydı diye düşünüp duruyorum. Neden ölmesi veya öldü gibi görünmesi gerektiği gayet güzel anlatılmış fakat o olmadan seri nasıl devam edecek.. Bu kadar keyif alabilecek miyim bilemiyorum. Sishortlağı vücudunun tamamını değil de bir kısmını yeyip de yerine geçseydi olmaz mıydı, bir parmağını mesela... Ya da başka bir yol olsaydı... Ağlattı beni.
Marsh'ın yaşadığı şey ise.. Çok fedakarcaydı. Yine de böyle bir değişim yaşamasına üzüldüm. Eski haline de dönmesi mümkün değil sanırım.
Lord hükümdar neden ne yaparsan yap ölmüyordu onu da tam olarak anlayamadım. Yani, ne