Janya

Janya
@beritanya
Batık şehrin kütüphanecisi. JÎN
İÜ AUZEF
Gaziantep
xelfetî, 15 Şubat
124 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
Siya Çınar’ın “Siya’nın Güncesi” adlı eseri, bir aşkın sessiz çığlığı, bir kalbin sabırla attığı ritim ve bir kadının iç dünyasına tutulmuş dürüst bir aynadır. Bu kitap, sadece bir günce değil; bir bekleyişin, bir inancın ve vazgeçmeyen bir sevdanın yazılı hâlidir. Siya, E. adını verdiği kişiye duyduğu derin sevgiyi her satıra işlemiş; kimi zaman kırgın, kimi zaman umutlu, ama daima yürekten. “Güncemin adını E. koydum…” diye başlayan o cümle, aslında bir kadının kalbini açtığı ilk andır. Her kelime, bir gün okunacağına inanılarak yazılmış; her cümle, bir kavuşmanın hayaliyle örülmüş. Siya’nın kalemi, bir sevgilinin yokluğunda bile sevmenin nasıl sürdüğünü, beklemenin nasıl bir direniş olduğunu anlatıyor. Kitap boyunca okuyucu, sadece bir aşkı değil, aynı zamanda bir kadının içsel gücünü, sabrını ve kendine sadakatini okur. Siya’nın dili yalın ama sarsıcı; öyle ki bazı satırlarda kendi kalbinizin atışını duyarsınız. “Ya gelmezse?” sorusunun gölgesinde bile, “Ama ben yine de bekledim” diyen bir sevgiyle karşılaşırsınız. Siya’nın Güncesi, bir aşkın ölümsüzlüğüne yazılmış bir ağıt değil, aksine onun hâlâ yaşadığına dair bir inanç manifestosudur. Bu kitap, sevmeyi unutanlara hatırlatır, beklemekten korkanlara cesaret verir ve vazgeçenlere yeniden sarılmayı öğretir. Kalbinin bir köşesinde hâlâ “belki gelir” diyen herkesin okuması gereken bir günce…
Siya’nın GüncesiSiya Çınar · Aryen · 202131 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

Janya

, bir kitap okudu
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
Siya Çınar
9.7/10 · 31 okunma
Puan vermedi·520 syf.··
2025 14. kitabı
Deniz Çınar’ın Sekerat'ı, bireyin içsel çöküşüyle toplumun kolektif buhranını aynı potada eriten, edebiyatın sınırlarını zorlayan bir metin. Bu kitap, yalnızca bir aşkın ya da bireysel bir travmanın anlatısı değil; aynı zamanda bir halkın belleğinde yankılanan, bastırılmış acıların, kimliksizleştirilmiş hayatların ve sistematik unutkanlığın romanı. “Sekerat” kelimesi, ölüm anındaki can çekişmeyi ifade eder; ama burada ölüm, sadece biyolojik bir son değil, aynı zamanda bir halkın kültürel, dilsel ve duygusal olarak yok oluşunun metaforudur. Çınar’ın dili, alışıldık anlatı kalıplarını reddeder. Şiirle düzyazı arasında salınan bir anlatım kurar; ama bu şiirsellik, bir estetik süs değil, bir direniş biçimidir. Her cümle, bir çığlık kadar keskin; her paragraf, bir suskunluk kadar derindir. Kitap boyunca anlatılanlar, bireyin iç dünyasında yaşadığı çözülmenin ötesinde, bir coğrafyanın tarihsel ve siyasal travmalarına da işaret eder. Aşk, burada bir duygu değil; bir kimliktir, bir aidiyet biçimidir. Ve bu aidiyet, çoğu zaman bastırılmış, inkâr edilmiş ya da yok sayılmıştır. Romanın satır aralarında, sistemin birey üzerindeki baskısı, devletin kimlik politikaları, dilin bir silah gibi kullanılması ve belleğin nasıl tahrip edildiği açıkça hissedilir. Karakterlerin yaşadığı içsel sekerat, aslında dışsal bir baskının içselleştirilmiş hâlidir. Bu yönüyle Sekerat, sadece bir aşkın değil, bir halkın, bir kültürün, bir dilin ölüm döşeğindeki hâlini anlatır. Kitap, bireysel acının politik bağlamını kurar; çünkü Çınar’a göre aşk da, acı da, kimlik de politiktir. “Sekerattan çıktığını sanmak ama aslında hâlâ içinde olmak” cümlesi, yalnızca bir duygusal yanılsamayı değil, aynı zamanda toplumsal bir illüzyonu da tarif eder. Çünkü bu topraklarda birçok yara, iyileşmiş gibi görünür ama
SekeratDeniz Çınar · Aryen Yayınları · 20247 okunma
Amedlim, bir gün yeniden görüşmek dileğiyle. Bêrîtan arkadaşın dediği gibi: Eylem sonrasının coşkusuyla öperim gülüşlerinden. Seni çok seven yoldaşın... Eylem.
Günün birinde en sevdiğim ayın, beni en sevdiğim insandan ayıracağını nereden bilebilirdim?