Sunset Park’ı okurken, detaylara çok inse de Auster’in anlattıkları çekici ve farklı gelmişti. Belki hayatında yaşadıklarına (ki 4 3 2 1'in otobiyografik nitelikler taşıdığını biliyoruz, tabii ne kadarı nasıl bir şekilde ele alınmış orası kesin değil ama gözüme çarpan çok nokta oldu), belki anlattığı olaylara, belki de kitapta geçen yerlere ilgili oluşumdandır. Kitapta 4 farklı Ferguson (ana karakter) evrenimiz var. Çevresindeki önemli karakterler ve doğduğu yerler aynı, ilginç olan bazılarının farklı yolları izleyip bir yerlerde son bulmaları. İlk sayfalarda bu ayrımların farkına varmak biraz güç olsa da ilerleyince çok net bir şekilde kafanızda oturtuyorsunuz, benim geriye dönüp bu bunu yapmıştı bunlar olmuştu diye baktığım zamanlar oldu ve gelecekte de bu dallanmalara bakabilmek için kitabın sonlarındayken kendime bir harita çıkarttım (üzerine düşünmek eğlenceliydi). Kitap tamamen olasılık kavramı üzerine kurulu ve birçok bölümde buna göndermeler var. Ayrıca olasılıkları önümüze sermesi okurken çok başka ihtimalleri de düşündürttü, bunları yapabilmek de farklı bir haz verdi. 2. Dünya savaşı dönemine ışık tutması, birçok sanatçının, eserin, kavramın üzerinde durması araştırmalar yapmamı sağladı. Çok fazla şey keşfettim ve bu kısmı ufuk açıcıydı. Lakin 1100 sayfa tüm bunlar için çok uzun bir miktar. Bu kadar çok detayı yedirebilmesinin kolay olmadığını bilmekle beraber, beklentim yüksek olduğu için de daha doyurulmuş bir bitiş bekliyordum ama sunulan detaylar hala çok fazlaydı ve asıl konu kaçıyormuş gibi düşünmeden edemedim. Okumalarımın genelinde motivasyonum yüksek olmasına rağmen, son sayfalara doğru muhtemelen beklediğimi alamadığımdan, sevdiğim dünyalar da kapandığı için beni sıkan zamanlar oldu. Kitap bittiğinde tüm taşlar yerine oturuyor, bu kadar özenli ve