... sürekli hiçbir ölümlü varoluş yok, ne bizim ne de nesnelerin varlığında. Biz de, düşüncemiz de, her şey de durmadan akmakta, yuvarlanmaktayız.
Düşünce de, düşünülen şey de durmadan devinip değişmekte olduğu için birinden ötekine şaşmaz hiçbir ilişki kurulmaz.
Sayfa 127 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tabii ömür dediğimiz bir süreyi düşünerek bilmem ne kadar yıl daha yaşamak umuduyla avunuruz; böyle bir umuda nasıl kapılabiliriz ki, hiçbirimiz tabiatın gerektirdiği sayısız kazaların dışında kalamayız; tasarladığımız ömür her gün kesilebilir. İhtiyarlığın son basamağında kuvvet tükenmesiyle ölmeyi beklemek, ömrümüze böyle bir son düşünmek ne ham bir hayal: Ölümün bu türlüsü en olmayacağı, en az görülenidir. Yalnız ona tabii ölüm diyoruz; sanki kafası yarılıp ölmek, suya düşüp boğulmak, vebaya, zatürreye yakalanmak tabiata aykırıymış, her günkü hayatımız bunlarla dolu değilmiş gibi. Bu güzel sözlerle kendimizi aldatmayalım; her yerde, her zaman insanların çoğunun başına gelen ne ise ona tabii diyelim.
Sayfa 122 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
... çünkü insan bir şeye inandı mı ona başkasını da inandırmayı bir borç sayar, kolay inandırmak için de anlattığına dilediği gibi çekidüzen vermekten, bir şeyler katmaktan çekinmez: Karşısındakinin karşı koyma gücünü kırmak, onun kafasının alabileceğini sandığı gibi konuşmak ister.
Sayfa 121 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Hiç kimse vaktinden önce ölmüş sayılmaz; çünkü sizden arda kalan zaman da, sizden önceki zaman gibi sizin değildir: Ondan da bir şey kaybetmiş olmuyorsunuz.
Sayfa 113 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu