Eğer biri gökyüzüne çıkıp dünyanın doğasına ve yıldızların güzelliğine baştan aşağı baksaydı, bu harikalık onda hoş görünüp hayranlık bırakmayacaktı; fakat bunları anlatabileceği birine sahip olsaydı işte bu çok keyifli olurdu." Nihayetinde doğa yalnızlığı hiç sevmez ve her zaman kendisini destekleyen birini arar, zira en sıkı dostluklardaki en tatlı taraf budur.
Eğer bilgenin ruhuna acı düşerse, ki ruhundan insanlık sökülmemişse gerçekten de düşer, onun yüzünden üzüntüye katlanmayalım diye niçin dostluğu hayattan tamamen çıkaralım? Ruhun heyecanı ortadan kalkarsa, sadece insanlar ve hayvanlar arasında değil, aynı zamanda insanlarla ağaçlar, kayalar veya diğer türler arasında da ne fark olur?
Bu yüzden dostluğun ilk kanunu olarak şu tayin edilsin ki dostlukta onuru arayalım ve dostlarımızın adına onurlu işler yapalım. Bir şey istenmesini beklemeyelim, göreve her daim yakın, tereddüde ise her daim uzak olalım; gerçekten de özgür bir şekilde karar vermeye cesaret edelim.