Dostluğu elde etmek isteyenler, diğerlerinden ayrı tutmaya başladıkları kişinin hem tecrübesinden hem de karakterinden yararlanmak için, sevgide eş ve denk olmak için, istemekten ziyade layık olmaya yatkın olmak için veya aralarında onurlu bir yarışma olması için kişinin yakınında olur ve peşinde koşarlar.
Dostumuz dediğimiz kişi için bile aslında o dostu sevenler arasında istemeden yarış haline mi giriyoruz? Dostluk gibi menfaatsiz görünen bir kavramın bile içinde böyle bir şeyin yatması biz insanlar için çok rahatsız edici bir olay. Bir annenin yeni doğmuş bebeğini emzirdiğinde bebeği doyduğu için değil de kendisi annelik görevini yaptığı için mutlu olduğu alıntısı geldi aklıma (bkz :
İnsan, binlerce yıl evvel, deniz ve rüzgârın sözcükleri kendisine hediye etmesinden önce; sık ormanlar içinde kaybolan benliğini arayan, zihni karışmış bir yaratıktı. Durum bundan ibaretken, yalnızca dünü bilen cılız seslerle eski günlerimiz hakkında nasıl yorum yapabiliriz?
Tüm sözler bir başkası duysun diye söylendi. Tüm eserler diğerlerinin beğenisi için yapıldı. İnsan olarak üretmedeki temel motivasyonumuz her zaman diğer insanlar oldu ve öyle olmaya da devam edecek.
Dünyada tek başımıza kalsaydık yine de bir şeyler üretmeye veya düşünmeye devam eder miydik? Yine de kimse olmasaydı ahlak kuralları geçerli olur muydu? Dolayısıyla ahlak bireysel değil de toplumsal mıdır?