…
Tam o anda köşede, İlyuşeçka’nın yatağının yanında çocuğun yan yana duran ayakkabısını gördü. Ev sahibi koymuştu oraya; eski, rengi atmış, derisi kırışmış, yamalı bir ayakkabıydı... Snigirev bunları görür görmez ellerini havaya kaldırarak o yana attı kendini, oğlunun kunduralarının üstüne kapanarak birini kaptığı gibi tükenmez bir özlemle öpmeye,
"İlyuşa'cığım , anam babam İlyuşa' cığım! Ayacıkların nerede senin, ayacıkların nerede?" diye hıçkırmaya başladı…