Şiirlerimi paylaşıyorum #04
Ye’sim Bî-çâre ​Zâr u zâr oldum yollarında, Sanki bir vaveylâ, zulmet şikeste. Duyduğum her hicran aheste aheste, Müjgân saplar kalbime. ​Bana nakşettiğin her kelâmın Fehmeyledim zerre-i zaman. Pâybeste oldum bî-nihaye, Ye’sim bî-çâre. (Bu tarz daha önce denemediğim bir tarz açıkcası bu yüzden hatalarım olabilir, alttaki kısım daha yazmaya alısık olduğum günlük kullandığımız kelimelerle yazılı olan kısım :3) Çaresizliğim Bile Çaresiz ​Yollarında hıçkırıklara boğuldum, Sanki bir çığlık koptu, karanlık parçalandı. Duyduğum her ayrılık sızısı, Yavaş yavaş, sindire sindire işledi içime. Şimdiyse kirpiklerin, Birer ok gibi saplanıyor kalbime. ​Bana işlediğin her bir sözünü, Zamanın en küçük anında bile hissettim. Sonsuza dek mühürlendim bu noktaya, Ayaklarım bağlı, kaçışım yok. Öyle bir umutsuzluk ki bu; Artık kendisi bile çaresiz... ~Belkıs Berra
Kendi yazdığım denemeleri paylaşıyorum #02
Şimdi, bir anda aklına gelip içini sızlatan duygularda kaybolurken hiç düşündün mü; bu şey neden hala içimi sızlatıyor? Sana dert anlatmaya gelenlerin dertlerini dinlerken 'Aman bu da dert mi?' derken, bir başkasının senin dertlerine de öyle bakabileceğini düşünüp içe mi çekildin? ​Hayat; kırık kolyelerle, yıpranmış kitaplarla, tozlu aynada tozlu görünen senden intikam almaya çalışmıyor. Hayat seni olduğun konumdan çok daha iyilerine layık gördüğü için bir sonraki vizyonuna hazırlıyor. ​Eğer duygularını hala hissedebiliyorken; ağlarken, gülerken, korkarken, yani kısacası her şeyi dibine kadar yaşayabiliyorken, birkaç saniyelik bir olay neden tüm şalterleri attırabiliyor? Buna sen mi izin verdin, yoksa o mu sınırını ihlal ediyor? Sınırını ihlal ediyorsa, sınır çizilir. İzin veren sen isen, zaten vermişsin; ama en azından kendine bir hatırlatma yap: Katlanmak zorunda değilsin... ~Belkıs berra (Yazım noktalama yanlışlarım var ise üzgünüm, duygularınızı benimle paylaşırsanız sevinirim iyi okumalar)
Reklam
Kendi yazdığım denemeleri paylaşıyorum #01
Bazen farkında olarak veya olmayarak kırdığımız kişiler olur; bunların en başındaki kişilerdir ailemiz... Sence annen, anne olmak için mi doğdu ya da baban, baba olmak için mi doğdu? Onlar da bunu bilerek dünyaya gelmediler. Bazen ağzımızdan istenmeyen cümleler çıktığında iki taraf da yaralanır ama bir şans vermek gerekir mi? Ben de bilmiyorum ama bir gün anneni veya babanı eli titreyerek çay içerken gördüğünde; onların yaşlandığını ve dünyadan gideceklerini hissettiğinde onlara hâlâ kızabilir miydin? ~Belkıs Berra (Size okurken fazla yalın gelebilir ama düşüncelerimi en saf haliyle aktarmaya çalıştım sadece, düşüncelerinizi benimle paylaşırsanız sevinirim :3 )
Şiirlerimi paylaşıyorum #03
Gülümse... Ve şimdi boş bir metinle bakışırken aklımda kalan son şarkıyı mırıldanıyorum Morarmış göz altlarımla, güneşe veda ediyorum. Ve yine gülümsüyorum Yaşadığın kötü olayların sebebi tamamen ben miydim, bilmiyorum? Saat gece yarısını geçiyor uyuyamıyorum... Ağlasam hıçkırıklarımda boğulurdum belki ama hissetmiyorum Canım yanıyor, biliyorum canın yanıyor yara bandı yapıştıştırıyorum, O bandı her söküşünde hep ben kanıyorum. Yine gülümsüyorum... Bana gülümser misin senin gülüşünde kayboluyorum. ~Belkıs Berra (Bana ait :3)
Şiirlerimi paylaşıyorum #01
Hiç Düşündün Mü? Hiç düşündün mü, Sana okyanusları feda eden birinin Kendine ait bir kıyısı var mıydı? Hiç düşündün mü, Okyanusunda gezdiğin kişinin Dalgalarında savrulabildiğini? Hiç düşündün mü, Sevginin bir insanı yıkabileceğini, Belki ölümü göze alabileceğini? ~Belkıs Berra(ben)
Berra...
Bir kızı olmalı insanın...
1000Kitap
Reklam
Reklam