Neden bunamaları çözümlenemiyoruz? Neden dost olmadan, erkek-kadın, karı-koca olmaya çabalıyoruz? Yirmi yaşlarının başındaki insanlar böyle mi olmalı? Sevişmek için ilkin nikâh imzası mı atılmalı? Ya da yalnız kalıp, yıllarca erkek-kadın özlemiyle kendi kendilerine mi boşalmalılar? Erkek, kadın resimlerine mi bakıp heyecanlanmalılar? İlk kadınlarını genelde evde mi tanımalılar? Karı-kocalar birbirlerinin gövdelerine ‘mal’ gözüyle mi bakmalı? İnsanın doğal yapısı bu davranışların tümüne aykırı. Bizim insanlarımızın insan sevmesi, insan okşaması çocukluktan engelleniyor. Saptırılıyor.
Başlangıcı zordur ve ısrarcı olmak en zor şeydir çünkü zihin bocalar, "Bir şey olmadığı yok neden sıkıntıya gireyim?" diye sorar, "Yarın yaparım," der. "Bugün yapacak bir sürü başka şey var." Zihin devamlı erteler ve meditasyonun sürekli bir çabaya gereksinimi vardır çünkü çok yumuşak bir fenomendir. Bir kaya gibi değildir, dökülen su gibidir: Su sürekli akarsa kaya bile aşınır, ama süreklilik gereklidir.
Tanrı'nın var olup olmadığını düşünüyorum. Tanrı'nın var olmayacağına inandığım geceye dek, ona hepimiz için uzun uzun yakarıyorum. Artık yakarmama gerek kalmadı. İstediğimi düşünebilirim.