Magda Szabó – Kapı üzerine
uyarı! minik spoiler içerebilir
Bazı kitaplar vardır, hızlıca okunur, biter ve raflara kaldırılır. Bazı kitaplarsa biter ama insanın içinde bir yerlerde sessizce yaşamaya devam eder. Aylarca. Belki de yıllarca. Magda Szabó’nun Kapı kitabı da benim için öyle bir kitaptı.
Okumam uzun sürdü. Başladığımda Mart ayındaydık, bitirdiğimde Haziran olmuştu. Son sayfalarını neredeyse içim titreyerek okudum. Belki kitap sakin bir anlatıya sahipti. Belki diyaloglar azdı, karakter sayısı bile bir elin parmaklarını geçmiyordu. Ama kitabın asıl yoğunluğu bu sade yapısının altında gizliydi. Kalbinin içinde taşıdığı sorularla, hesaplaşmalarla, açılmamış ve açılmak istenmeyen kapılarla…
Szabó’nun dili her cümlesi derinlik taşıyan, kısa ama içten bir dille örülmüş. Bu dili okurken Macar Edebiyatı’na dair ilgim de arttı. Yazarın İzan’ın Şarkısı adlı eserini de okumak istiyorum. Çünkü bu anlatımın başka hikâyelerde nasıl şekillendiğini merak ediyorum.
“Kapı”nın Zeynep Hantik’ten yarı otobiyografik bir eser olduğunu öğrendiğimde daha da dikkat kesildim. Gerçekten, bu kadın, Emerenc, gerçekten yaşadıysa, ve bu yaşananlar birebir ona aitse, o zaman yazarın onu bu kadar çıplak bir şekilde sunması ne kadar doğru? Bu beni çok düşündürdü. Bir insanın tüm sırları, tüm açılmamış kapıları bu kadar açık edilir mi?
Yoksa yazar burada “gerçek”i değil de, gerçekliğin izini mi sürüyor? Belki de Emerenc bir kişi değil, birçok kadının, birçok yalnızlığın birleşimi. Belki de bu yüzden bu kadar tanıdık geliyor bizlere.
“Size söylemem gerekir ki Emerenc’i ben öldürdüm.”
Bu itiraf sadece fiziksel bir ölümle mi ilgili? Yoksa bir insanın sınırlarına dokunmanın, onun hayatını istemeden de olsa yönlendirmenin getirdiği bir suçluluk duygusu mu ?
Emerenc’in bana en çok dokunan yanı
KapıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20212,583 okunma